Değişen mevzuat ile 2007 yılında hayatımıza giren GERK, 2010 yılından itibaren çok daha yerleşik şekilde uygulanmaya, 2015 yılından itibaren ise artık daha da gerçekçi bir en iyi tahmin sonucunu yansıtmaya başlayacak şekilde kayıtlara girmeye başladı. Bu gelişim, şirketlerin doğru rezerv ayırması açısından çok faydalı bir sürece işaret ediyor. Buna karşılık, dosya muallaklarının nasıl ayrılması gerektiği konusundaki mevzuat giderek çetrefilli hale gelmeye başladı.
-Orhun Emre Çelik*
Sanırım sigorta sektörünü diğer sektörlerden ayıran en önemli unsurlardan biri adı bile “muallak” olan bazı konularla uğraşmak zorunda kalıp bir de bu uğraşlara konu rakamların özellikle elementer şirket bilançolarında en yüksek kalemleri oluşturması.
Türkiye’de rezerv konusunun gelişimini daha önce çeşitli yazılarda ele almıştım. Geçmişte mevzuatımızda gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş hasar karşılıkları (GERK, incurred but not reported – IBNR karşılığı olarak) yer almıyordu. Bugün dosya muallağı diye tanımladığımız karşılıkların nasıl ayrılması gerektiğine ilişkin düzenlemeler mevcuttu. Bu nedenle dosya muallağı tutarlarının gerçek durumu yansıtması o zamanlar çok önemli idi. Bu nedenle dosya yeterlilik çalışmaları (run-off analizleri) yapılır, yeterlilik farkı kavramı üzerinden sistematik sorunların sistematik yollarla çözülmesinin yolları aranırdı. TSB tarafından yayınlanan Mart 2025 dönemine ilişkin elementer şirketlerin finansal tablolarında dosya muallağı niteliğindeki brüt karşılıkların toplam tutarının 226 milyar TL olmasına karşılık GERK’in 326,8 milyar TL olması o zamanlar ayrılan karşılıkların aslında ne kadar yetersiz olduğunun ve bu açıdan dosya muallaklarının yeterli seviyede ayrılmasının öneminin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Değişen mevzuat ile 2007 yılında hayatımıza giren GERK, 2010 yılından itibaren çok daha yerleşik şekilde uygulanmaya, 2015 yılından itibaren ise artık daha da gerçekçi bir en iyi tahmin sonucunu yansıtmaya başlayacak şekilde kayıtlara girmeye başladı.
Bu gelişim şirketlerin doğru rezerv ayırması açısından çok önemli ve faydalı bir sürece işaret ediyor. Buna karşılık nedenini anlayamadığım bir şekilde dosya muallaklarının nasıl ayrılması gerektiği konusundaki mevzuat giderek çetrefilli hale gelmeye başladı. Açılış muallaklarının belirlenmesi, davalık dosyalara ilişkin kurallar, özellikle tutarı belirsiz alacak davalarına ilişkin uygulamalar, yerel yargı süreci tamamlanmış dosyalara özel uygulamalar, açılış muallaklarında maktu tutar uygulamaları, meblağ sigortalarında şirketlerin riskin gerçekleştiğini öğrendiği andan itibaren dosya muallağı açma zorunluluğu, olay ihbarı anında dosya muallağı açılışına ilişkin yönlendirmeler gibi birçok konu hayatımıza girdi.
Aktüeryal perspektiften bakılırsa dosya muallağının nasıl açılacağına ve takip edileceğine ilişkin uygulamalarda bu kuralların uygulanıp uygulanmamasından ziyade şirketlerin süreçlerindeki değişiklikler daha çok etki eder durumda.
Aktüeryal rezerv hesaplamalarında aktüerlerin çıkış yolu nihai hasar tutarını tahmin etmek ve bu tahminden geriye giderek ödenen ve muallak tutarlarını hesaba katıp GERK tutarını hesaplamak yönünde. Farklı metotlar ile doğrudan GERK ve yeterlilik farkı hesabına yönelik çalışmalar yapılabilmekle birlikte bu yöntem farklılıkları aktüeryal tahmin bakış açısının özünü değiştirmiyor: Amaç nihai hasar tutarını en iyi şekilde tahmin edebilmek.
Bu hesaplamalarda kullanılan yöntemlerde çok önemli temel bir varsayım var: Geçmişteki hasar gelişimleri geleceği yansıtır. İşte süreç değişikliklerinin çok daha önemli bir etkiye sahip olmasının sebebi bu varsayım. Dosyaların nasıl takip edildiğine ilişkin bir süreç değişikliği yaşandığında bu varsayım bozuluyor. Bu değişiklikler çok sık yaşandığında aktüeryal tahmindeki belirsizlik giderek artıyor.
Örneğin meblağ sigortalarındaki düzenleme ferdi kaza branşında aslında ödenmeyecek birçok vaka için muallak açılması sonucunu doğurabiliyor. Açılış ortalamalarındaki değişikliklerin mevcut açık dosyalara da yansıtılması (matematiksel doğruluğuna ilişkin tartışmaları bir tarafa bıraksak bile) gelişim katsayılarının aşırı yükselmesine ve nihai hasar tahminlerinin genellikle yukarı yönlü ancak aşırı dalgalanmasına neden olabiliyor.
Eğer amaç şirketlerin bilançolarının gerçek durumu yansıtmasını sağlamak ise bu bilançoda en büyük kalemi oluşturan GERK tutarındaki belirsizliği düşürecek eylemler yapmak (dosyaların hızlı kapanmasını ve/veya hasar yönetim süreçlerinin stabilitesini sağlayacak uygulamalar gibi) çok daha yerinde olacaktır. Daha doğru rezerv uygulamalarını ve sonuçlarını görebilmek için dosya muallaklarının nasıl yönetileceğine ilişkin düzenlemelerin sıkılaştırılması değil gevşetilmesi çok daha faydalı olacaktır.
*Aktüer

