Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Fatih Gören, Türkiye’de istenen seviyelere ulaşamayan hayat sigortalarına yönelik dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Gören linkedin hesabında yayınladığı “Hayat Sigortalarında Türkiye’nin Potansiyeli ve Fırsatlar” başlıklı makalesinde Türkiye’de özellikle hayat sigortaları tarafında önemli bir büyüme potansiyeli olduğunun altını çizdi.
Fatih Gören makalesi şöyle:
“Hayat Sigortalarında Türkiye’nin Potansiyeli ve Fırsatlar”
Dünya genelinde sigorta prim üretimi yaklaşık 7,2 trilyon USD’ye ulaşıyor ve bunun %40’ı hayat sigortalarından geliyor.
Detaylı rapor https://lnkd.in/d2pAAsXt
Türkiye’de ise 2024 yılı toplam prim üretimi 838 milyar TL, bunun yalnızca %12’si (100 milyar TL) hayat sigortası primlerinden oluşuyor.
Bu tablo, özellikle hayat sigortaları tarafında önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğumuzu gösteriyor. Bugün ülkemizde hayat sigortası daha çok kredi süreçlerinde zorunlu bir ürün olarak görülüyor. Oysa birikimli hayat sigortaları, sağladıkları vergi avantajı ve tasarruf imkânları ile BES’ten daha kısa, mevduattan daha uzun vadede, son derece avantajlı bir yatırım aracı olabilir.
Enflasyonun düşmeye başlamasıyla bu vergi avantajının önemi artacak. Nitekim 2026-28 OVP içinde “yatırım fonlu birikimli hayat sigortalarının yaygınlaştırılması” yönündeki hedefi çok kıymetli buluyorum. Hayat prim üretimini dünyada olduğu gibi toplam prim üretiminin %40 seviyelerine yaklaştırdığımızda, yılda 6-7 milyar USD ek hayat primi üreterek sermaye piyasalarına ciddi derinlik sağlayabiliriz. Ortalama 10 yıllık birikim süresiyle en az 70 milyar USD’lik yatırım hacmi yaratmak mümkün.
Öte yandan, acentelerin sigorta ürünleriyle ilişkilendirebilecek finansal enstrümanları pazarlayabilmesi ve sigorta & yatırım opsiyonlarını bir arada sunabilmesi için hibrit ürünlerin geliştirilmesini çok önemli görüyorum. SPK ve SDDK’nın düzenlemeleriyle acentelerin sigortaya ilave belirli finansal ürünleri de sunabilmesi, sektörün gelişimi için stratejik bir adım olacaktır.
Doğru stratejilerle, sermayeyi tabana yayarken hem sigorta sektörümüzü büyütebilir hem de sermaye piyasalarımıza uzun vadeli bir kaynak kazandırabiliriz.

