Serpil Akyol Erden: İki Otomobil, Biri Elektrikli Biri Değil…

Elektrikli araçları düşünürken aklıma 1933’te Cemal Reşit Rey tarafından bestelenen Lüküs Hayat operetinin şarkısı geldi. Şarkı, “Şişli’de bir apartıman / Yoksa eğer halin yaman” diye başlar, sonra “İki tane otomobil, biri açık biri değil…” diye devam ederdi. Bu şarkı sözü şimdi yazılsa bu kısım değişir ve şöyle olurdu: “İki tane otomobil, biri elektrikli, biri değil…”

****

Evet, elektrikli araçlar artık hayatımızın kesinlikle içinde. Teknolojik gelişmeler, içten yanmalı motorların hava ve çevre kirliliğine etkisi, batarya teknolojisindeki değişikliklerle beraber nihai tüketicinin de talep gösterdiği bir araç türü oluverdi.

Aslında elektrikli araçların geçmişi 1800’lü yıllara dayanıyor. 1832 yılında İskoç mucit Robert Anderson, şarj edilmeyen ilk elektrikli aracı icat ediyor. 1839 yılında İskoçyalı mucit Thomas Davenport tarafından şarj edilebilir bir pil kullanılarak aracın menzil ve hızı artırılıyor. 1880’li yıllarda elektrikli araçların popüler olma sebebi; daha sessiz, daha temiz ve daha verimli olması. Benzer dönemde New York ve Londra gibi büyük şehirlerde elektrikli taksiler yaygın şekilde kullanılıyor. 20. yüzyılın başlarında ise benzinli ve dizel motorların geliştirilmesi ve fiyatlarının düşmesi ile birlikte elektrikli araçların popülerliği azalıyor. Bunun sebebi, benzinli ve dizel araçların daha uzun menzile sahip olması ve daha hızlı olmaları. 21. yüzyılda batarya teknolojisindeki gelişmeler ve hükümetlerin elektrikli araçlara yönelik teşvikleri ile bu araçlara ilgi yeniden artıyor.

Menzil ve şarj süresiyle ilgili sorunlar olsa da tüketici elektrikli aracı sevdi. Hükümetlerin vergi indirimi gibi teşvikleri de tercihi destekliyor. Ancak herkesin ağzında aynı yorum: “Elektrikli araçlar şehir içinde kullanım için uygun. Evdeki aile bireyleri için ikinci araç olarak garajda duracak.” Bu yorum kulaklarımda yine Lüküs Hayat şarkısını çınlatıyor: “Şişli’de bir apartıman… İki de otomobil, biri elektrikli, biri değil…”

Bu değişimle beraber sigorta poliçelerinin kapsamından benzin istasyonlarına, çekicilerden tamirhanelere kadar birçok alanda değişim ve gelişim yaşanıyor. Öyle ki, tamirci kimliği bile ihtiyaç duyulan kalifikasyonlar sebebiyle değişecek.

Elektrikli araçların kullanımındaki artışla beraber şarj istasyonları gözümüze daha çok çarpar hale geldi. Çünkü 2023 Temmuz tarihli yönetmelikle beraber şarj ünitelerine belli alanlarda zorunlu şekilde yer verilmeye başlandı. Bu alanlar arasında marketler, teknoloji marketleri, alışveriş merkezleri, otoparklar, otoyol ve devlet karayolları üzerindeki dinlenme tesisleri, otobüs terminalleri yer aldı. Kurulan elektrikli araç şarj istasyonlarının şarj hızına göre kategorilere ayrılması gündeme geldi. Normal istasyonda elektrikli araç yaklaşık 6-8 saatte şarj olurken, ultra hızlı şarj istasyonunda bu süre 30 dakikalara kadar düştü. Haziran 2025 itibarıyla pazarda toplam 31.433 şarj soketi bulunuyor. Bu toplam içinde ultra hızlı şarj noktalarının sayısı 719’dan 5.731’e yükseldi.

Sayılarla devam edersek, TÜİK 2024 yılında trafiğe kayıtlı toplam otomobil sayısının 16.232.458 olduğunu, bu sayının %1,1’inin elektrikli araçlara ait olduğunu açıkladı. Yani her 88 araçtan biri elektrikli. Temmuz 2025 itibarıyla elektrikli araç sayısı 291.775 adede yükselerek yıl başından bu yana yaklaşık %57’lik bir artış gösterdi. Pazarda TOGG %19,4 payla lider marka konumunda görünüyor. TOGG’u %16,7’lik oranla Tesla, %11,5’lik oranla BYD takip ediyor. Yüzde 8–10 pay ile Çinli SAIC Motor’un markası MG, %5–6 pay ile Megane E-Tech Electric modeliyle Renault ve lüks segment kullanıcılarını hedefleyen yaklaşık %10’luk pazar payı ile BMW, Mercedes-Benz ve Audi gibi markalar izliyor. Hyundai (Kona EV, Ioniq 5 modelleri), Peugeot (e-208, e-2008 modelleri), Chery (Omoda, Jaecoo EV modelleriyle) bu pazarda yer almak için çalışıyor.

Avrasya E-Mobilite Derneği Başkanı Haluk Sayar’ın “2030’da Türkiye yollarında 1,5 milyon elektrikli araç olacak” yorumuna katılmamak mümkün değil.

Ne demiştik: “İki de otomobil, biri elektrikli, biri değil…” Kısa bir süre sonra belki bu ifade bile değişecek.