Orhun Emre Çelik: Trafik Sigortasında Henüz En Kötüsü Geride Kalmadı

Trafik sigortasında tazminat hesaplamalarına ilişkin kalıcı bir düzenleme yapılamamış olması, zorlayıcı rekabet, kaçınma genelgelerine ve sermaye yeterliliğe ilişkin uygulamaların sonuçları gibi birçok gündem gidişattaki sislerin kalkmasına izin vermiyor. Faiz oranlarındaki düşüş beklentisi realize olur ve kur artışındaki sınırlı gelişim devam ederse mali gelir etkisinin azalması ile sonuçların iyileşmesi yavaşlayabilir. Tüm bu gündem altında şunu söylemek mümkün: Henüz en kötüsü geride kaldı diyemiyoruz.

Zorunlu Trafik Sigortası birçok açıdan önemli ve özellikli bir sigorta türü: Toplum açısından önemli bir teminat sağlıyor. Kazalar oluyor ve bunun sonucunda ortaya çıkan zararın telafi edilmesi toplumun refahı açısından hayati öneme sahip.

Bu önemi nedeniyle zorunlu bir sigorta. Bu nedenle araç sahipleri açısından algı adeta vergi öder gibi bir zorunluluğun yerine getirilmesi yönünde. Bu algı ödenecek prim tutarları üzerinden bir baskı yaratıyor.

Bu baskının bir sonucu olarak, kamu, şirketlerin yazmaya gönüllü olmadığı işleri dikkate alarak tavan prim uygulaması, riskli sigortalılar havuzu, kaçınmanın engellenmesi gibi uygulamaları hayata geçirmiş durumda.

Tüm bunların üzerine yargı kararları ile sürekli değişen yükümlülükler sektör kârlılığını ciddi şekilde sınırlıyor ve sektör düzenli olarak teknik zarar yazıyor.

Buna karşılık (tüm düzenleme çabalarına karşılık) hasar ödeme sürecinin uzunluğu şirketlerin mali gelirler ile bu zararın bir kısmını telafi etmesini sağlıyor.

Peki gerçekten telafi etmesini sağlıyor mu? Bunun görmek için sektörün Haziran 2025 sonu istatistiklerini dikkate alarak son 1,5 yıllık gelişimi incelemek fayda sağlayabilir:

Yazılan Prim
(A)
Teknik Gelir
(B)
Yatırım Gelirleri (C) Teknik Gider
(D)
Teknik K/Z
(E)
(D)/(B) (D)/((B)-(C))
2025/2 61.290.791.837 51.041.932.045 10.166.424.542 59.345.005.257 8.303.073.212 1,16 1,45
2025/1 54.845.909.340 43.783.786.348 7.515.328.786 59.454.642.397 15.670.856.049 1,36 1,64
2024/4 57.967.023.007 40.274.864.943 9.793.223.290 53.321.344.040 13.046.479.097 1,32 1,75
2024/3 46.634.795.693 30.286.938.655 1.456.988.905 41.841.255.628 11.554.316.974 1,38 1,45
2024/2 44.275.760.155 29.861.073.193 7.042.314.753 38.574.733.832 8.713.660.639 1,29 1,69
2024/1 36.684.499.136 29.890.579.878 6.837.163.580 31.295.596.424 1.405.016.546 1,05 1,36

 

Tabloda çeyrekler itibarıyla verileri görebiliyorsunuz. Her satır sadece o çeyreğin performansını gösteriyor.

Sektör tüm çeyreklerde yatırım gelirlerine rağmen zarar etmiş. Son 1,5 yılda ortaya çıkan teknik zarar 60 milyar TL’ye yaklaşmış durumda.

Yazılan prim ise istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. İlk çeyrekteki görüntü mevsimsel. Nitekim teknik gelirde bu etki görünmüyor ve 2025 yılının ikinci çeyreğinde teknik gelir geçen yılın aynı dönemine göre %71 artmış durumda.

Teknik giderler de benzer bir seyirde. Son çeyrekte artış durmuş ancak istikrarlı bir yükseliş söz konusu.

Son 1,5 yılda faiz oranlarının da kurun da (TCMB’nin faiz kararları, kur sepetinin enflasyona göre seyri gibi parametreler açısından) görece istikrarlı olduğu değerlendirilebilir. Buna karşılık sektörün yatırım gelirleri çeyrekler arasında çok büyük dalgalanmalar göstermiş. Son çeyrek teknik sonuçlardaki iyileşmenin yarıya yakını yatırım gelirlerindeki artış sayesinde ortaya çıkmış gibi görünüyor.

Tablonun son iki sütunu teknik giderlerin yatırım gelirleri dâhil ve hariç teknik gelirlere oranını gösteriyor. Yukarıda ifade ettiğimiz teknik zararın mali gelir ile telafisi bu oranlarda kendini somut şekilde gösteriyor. Yatırım gelirleri hâriç giderler gelirlerin 1,5 katının altına indirilememiş. Ancak yatırım gelirleri ile birlikte marj %5’lere kadar düşürülebilmiş, son çeyrekte de %16 seviyesinde gerçekleşmiş.

Bu tablonun yorumlanmasında dikkate alınması gereken çeşitli dışsal diyebileceğimiz etkiler de var: Şirketlerin rezerv seviyelerine ilişkin tahmin farklılaşmaları, iskonto oranının geçen yıl başında %35’ten %32,5’e indirilmesi teknik bölümden aktarılan yatırım gelir hesaplama metodolojisinin sorunları, riskli sigortalılar havuzuna yönelik tahminlerdeki değişiklikler gibi etkenler detayda incelenmeli.

Trafik sigortasındaki belirsizlikler devam ediyor. Tazminat hesaplamalarına ilişkin kalıcı bir düzenleme yapılamamış olması, bu şartlarda bile devam eden zorlayıcı rekabet, kaçınma genelgelerine ve sermaye yeterliliğe ilişkin uygulamaların sonuçları gibi birçok gündem gidişattaki sislerin kalkmasına izin vermiyor. 2025-2026 döneminde faiz oranlarındaki düşüş beklentisi realize olur ve kur artışındaki sınırlı gelişim devam ederse mali gelir etkisinin azalması ile sonuçların iyileşmesi yavaşlayabilir. Tüm bu gündem altında şunu söylemek mümkün: Henüz en kötüsü geride kaldı diyemiyoruz.