Dr. Zeynep Stefan: Çünkü döngüler her zaman döner!

Aslında işim dijital varlıklarda tokenizasyonla alakalı ancak kafamın bir köşesinde her zamanki gibi bu teknolojinin sigorta sektörüne nasıl uygulanabileceği ve “linklenebileceği” sorusu da mevcut. Çünkü tokenizasyonla aşılmak istenen sorunların oldukça benzer versiyonları sigorta sektöründe de yer almakta.

-Dr. Zeynep Stefan

1,5 aydır neredeyse sadece tokenizasyon çalışıyorum. Yeni Zelanda ile başladım, “programlanabilirlik” ile devam ettim, IMF’in risk analizlerini inceledim, Avrupa Merkez Bankası çalışma kağıtlarıyla devam ediyorum. İnanılmaz bir dünya ve ne güzel ki sonu yok! Tokenizasyon sihirli bir değnek gibi dokunabildiğini hızlandırıyor, büyütüyor, maliyetlerini azaltıyor, genele yayıyor, penetrasyonu arttırıyor, öncesinde mümkün olmayan kombinasyonları hayata geçiriyor ve beklenmedik bir etkinlik yaratıyor. Bu harika çözümün ardındaki algoritma da dolayısıyla kolayca pratiğe dökülemiyor. Ne yazık ki dilimizde karşılığı olmayan ve “Türkçeleştirilmeye” ihtiyaç duyulan çok fazla kavram, akademik yazılarda kalan ve uygulamada karşılığını bulamayan çok fazla fikir ve bu alanda çalışan çok az profesyonel mevcut. Bu kadar parlak olmasına rağmen ilginin az olmasının nedeni de zor olması, sonuçlarının hemen elde edilemiyor olması, henüz hakkıyla hayata geçebilmiş çok az iş planı olması ve inanılmaz sayıda başarısızlık hikayesinin etrafta dolaşıyor olması.

Tokenizasyon çok genel tanımıyla bir dijital ikiz yaratma faaliyeti. Olabilecek en ufak birimlerine ayırma, bu birimlerin birbirleriyle ne şekilde iletişimde olacağını belirleme ve bu detayları herhangi bir platform içine yerleştirme. Doğrulama, raporlama ve saklama faaliyetlerinde tam bir otomatizasyon sağlanması. Bu döngünün 2030 yılında dünya gayrisafi milli hasılasının %10’unu oluşturacağını ve 160 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağını kim bilebilirdi. Tabi bu kaldıraç, hızla ve öncelikle en kolay ve en çok gelir getirecek alanda kullanıldı; yatırım araçları. Yatırım araçları tokenizasyon ile ihraç edildi (issuance), ticarete konu edildi (exchange), ek hizmetleri kullanıcılarla buluşturuldu (servicing) ve zamanı geldiğinde itfa edilebildi (redemption). Böylece her yatırım aracı öncelikle bir finansal uygulama ve sonrasında da bir protokol haline getirilmiş oldu.

Tokenizasyon sürecinde başarıyı belirleyen üç önemli özellik yer almakta. Bunlar kullanıcı sayısı (sharedness), tahakkuk özelliği (programmability) ve her türlü teminat unsuru (trust). Türkçe karşılıklarını bulmak da zor ancak en çetrefilli adımı iş planındaki yerini belirlemek. Burada ise karşımızda ne şekilde aşılacağı inanılmaz önemde olan dört adım gelmekte. Öncelikle her “node”a (birim) dair hayata geçirilmek istenen bütün işlem döngüleri otomatize edilecek, “karşı taraf riski” (counterparty risk) kabul edilebilir seviyeye indirilecek (burada teknik detayları belirleyen kurum, örneğin Turkiye’de TUBİTAK’ın görevi oldukça hayati), kurulumlar olabilecek en yüksek hız ve yeterlilikte meydana gelecek (burada da teknik şartnameyi hazırlayacak olan TUBİTAK’a yine önemli bir sorumluluk düşmekte) ve son olarak sürtünme (friction) olabildiği kadar azaltılacak. Özellikle son madde, yazması en kolay ancak hayata geçirilmesi en zor madde. Aslında tokenizasyon faaliyetinin ne kadar başarılı sonuçlar elde edeceği de büyük oranda son maddenin ne kadar başarıyla gerçekleştirileceğine bağlı. Örneğin müşterini tanı gibi temel bir başlangıç maddesinin kurumlar arası paylaşılabilirliği, kurulan iş planının farklı şirketler arası ürün iş birliklerine ne kadar izin verdiği, ürünle alakalı herhangi bir lisansa ihtiyaç olup olmadığı ve bu lisansın hangi ülkelerde hangi farklarla uygulanabildiği. Şimdilik, tokenizasyonla alakalı ortaya koyulabilecek en yalın çerçeve bu şekilde.

Aslında işim dijital varlıklarda tokenizasyonla alakalı ancak kafamın bir köşesinde her zamanki gibi bu teknolojinin sigorta sektörüne nasıl uygulanabileceği ve “linklenebileceği” sorusu da mevcut. Çünkü tokenizasyonla aşılmak istenen sorunların oldukça benzer versiyonları sigorta sektöründe de yer almakta. Aracıların etkinsizliği, platformların ortaya koyduğu yetersiz performans, sermaye arttırımının ihtiyaç kadar sağlanamaması, uyum faaliyetlerinin bir türlü sadeleştirilememesi ve ürün gruplarına erişim ile portföylere yapılan yatırım faaliyetlerinin farklı ülkelerden kullanıcı ve fon sahiplerinin erişimine açılamaması ilk akla gelen etkinsizliklerden.

Gözümüzün önüne sigortacılık değer zincirini (insurance value chain) getirelim. Zincirde beş ana adım söz konusu; ürün geliştirme, satış ve pazarlama faaliyetleri, poliçeleştirme süreci, hasar ve varlık yönetimi. Tokenizasyon faaliyetleri ile uçtan uca bütün ürün geliştirme sürecini ilgili platform üzerinde gerçekleştirebilir, bu platform vasıtasıyla düzenleyici kurum onayına iletebilir, müşterilere aracısız ve bu özelliğine göre hesaplanmış fiyatı çerçevesinde iletebilir, müşterinin vatandaşlık numarasına bağlanmış cüzdanına yükleyebilir, hasar taleplerini yine bu cüzdan üzerinden alabilir ve poliçe şartlarına uygun şekilde hasar talebini yine cüzdan üzerinden değerlendirerek hasar bedelini cüzdana veya ilgili hasara göre devreye girecek ve yine aynı platformda cüzdana sahip bir servis sağlayıcısına yapabilirsiniz. Kağıt yok, çağrı merkezi yok, hasarın uygunluğunu değerlendiren eksper veya hasar departmanları yok. Gördüğünüz gibi sigorta sektöründe dönüşümü sadece sigortacılar değil istemeden de olsa yatırım şirketleri de tetikleyebilmekte. “Çünkü döngüler her zaman döner!”