“Türkiye Sigorta Birliği’nin genel doğal afet veya sigorta sektörü raporlarında dolu hasarlarına yer verildiği; ancak dolu tanelerinin çapı, hacmi gibi büyüklüklere ve bunların hasarla ilişkisine dair hasar ile nicel ilişkiyi gösteren analizlere pek yer verilmediği görülmektedir. Oysa bu bilgilerin olması riski daha ölçülebilir yapacak bu da fiyatlamayı etkileyecektir.”
****
Son yıllarda dolu hasarları, günlük hayatımızda daha fazla yer almaya başladı. Severe Hail Climatology of Turkey adlı araştırmada da belirtildiği gibi, 1960’lardan sonra azalma eğilimine giren dolu olayları, son on yılda yeniden artmaya ve gündemde ön sıralara yerleşmeye başlamıştır.
Dolu yağışlarının farklı mevsimlerde veya aylarda, genellikle birkaç saat şiddetle sürüp ardından hasar bırakarak durması hepimizin tecrübesidir. İstanbul’da 27 Temmuz 2017 tarihindeki 15-20 dakikalık dolu yağışının ne kadar yıkıcı olabileceğini yaşayarak gördük. Dolu taneleri ne kadar büyükse, hasar da o kadar büyük oluyor. Büyüklüğü 1-2 cm (mercimek ya da fındık kadar) olan dolu taneleri ince metal yüzeylerde hafif eziklere yol açarken, 3-4 cm (ceviz ya da yumurta kadar) olanlar cam kırılmalarına ve deliklere neden olabiliyor.
Vaka bazlı deneyimlerin ötesine geçip frekans, şiddet ve bölgesel dağılım gibi verilere bakmak istendiğinde, Türkiye Sigorta Birliği’nin genel doğal afet veya sigorta sektörü raporlarında dolu hasarlarına yer verildiği; ancak dolu tanelerinin çapı, hacmi gibi büyüklüklere ve bunların hasarla ilişkisine dair hasar ile nicel ilişkiyi gösteren analizlere pek yer verilmediği görülmektedir. Oysa bu bilgilerin olması riski daha ölçülebilir yapacak bu da fiyatlamayı etkileyecektir. 2017’deki dolu yağışında, ceviz büyüklüğündeki tanelerin araç ve cam yüzeylerde yarattığı hasarın yanı sıra bazı bölgelerde ağaçların devrilmesine, altyapının zarar görmesine kadar uzanan etkileri olduğunu hatırlayalım. Benzer olayların hasar yaratma kapasitesini belirleyen figürler elimizde olsa bu riskin daha doğru fiyatlaması da mümkün olabilecektir. Konu önemli; çünkü dolu hasarlarına karşı toplumun duyarlılığı artmış durumda ve bu konuda hizmet ihtiyacı artık örtülü bir ihtiyaç olmaktan çıkmıştır.
Yine tecrübeyle gördük ki, dolu hasarlarının ardından özel servislerde ve tamirhanelerde uzun kuyruklar oluşabiliyor. Burada ustanın yetkinliğinin yanı sıra süreç yönetimi, ekiplerin etkin kullanımı, zaman tasarrufu ve müşteri memnuniyeti açısından belirleyicidir. Zincir özel servislerin bu süreci daha profesyonel yönettikleri gözlemlenmiştir. İyi bir organizasyon ve etkin ekip kullanımı; servis, sigorta şirketi ve sigortalı için minimum maliyet demektir.
Vakalardan öğrendiğimiz bir diğer konu da araçlardaki dolu hasarlarının genellikle kaporta göçükleri şeklinde ortaya çıktığıdır. Motor kaputu, tavan ve bagaj kapağında küçük çukurlar oluşabilir; ön cam, far veya arka camda çatlama ve kırılmalar yaşanabilir. Göçüklerin olduğu bölgelerde boya kalkmaları veya çizikler de oluşabilmektedir. Bu hasarlar “Boyasız Göçük Düzeltme” (PDR) yöntemiyle onarılmaktadır. Cam hasarlarında ise cam değişimi veya reçine dolgu tamiri uygulanır.
PDR yöntemiyle onarım, kaportadaki göçüğün özel çubuklar veya vakumlu sistemlerle arkadan itilmesi ya da dıştan çekilmesiyle yapılır. Genellikle küçük ve orta boy göçüklerde etkilidir. Boya zarar görmemişse orijinal boya korunur ve tamir kısa sürede tamamlanır. Ayrıca maliyeti boyalı onarıma göre daha düşüktür. Ancak unutulmamalıdır ki büyük ve keskin göçüklerde metalin esnemesi tam olarak düzeltilemeyebilir. Boya çatlamışsa bu yöntem yeterli olmayabilir ve lokal boya gerekir. Tavan döşemesinin sökülüp takılması sırasında iç döşemede ufak izler veya ses sorunları kalabilir. İnce metal yüzeylerde “portakal kabuğu” şeklinde hafif dalgalanmalar oluşabilir.
Göçük çok derinse macun ve boya işlemi yapılır; gerekirse panel değişimi de yapılabilir. Boya ve dolgu işlemi görsel olarak düzgün sonuç verir ve büyük hasarlarda zorunlu bir çözümdür. Ancak bu durumda orijinal boya kaybolur, bu da aracın ikinci el değerini düşürür. Kısacası, dolu hasarlarının giderilmesi mümkündür ancak her vakanın kendine özgü detayları onarım sürecini zorlaştırabilir.
Dolu hasarlarında onarım tamamlandıktan sonra, sigortalı veya araç sahibi bazı kontrolleri mutlaka yapmalıdır. Tavan, kaput ve bagajda ışık altında düzgünlük kontrolü yapılmalı; iç döşemelerde sök-tak sonrası gıcırdama veya gevşeklik olup olmadığına bakılmalıdır. Far, cam ve plastik parçalar doludan zarar gördüyse değişim yapılıp yapılmadığı incelenmeli, özellikle tavan ve kapı fitillerinde su sızıntısı testi yaptırılmalıdır.
Bu yazıda, dolu hasarlarını değerlendirirken ustalardan dinlediğim, izlediğim ve öğrendiğim bilgileri de paylaşmak istedim. Ne de olsa, hasarcıysak biraz da tamirci olmalıyız, değil mi?

