Türkiye olarak bölgemizdeki birçok piyasadan büyüklük ve teknoloji olarak belli üstünlüklerimiz var ve bu üstünlükler bizi Avrupa Birliği gibi resmiyette olmasa da fiiliyatta bir bölgenin amiral gemisi haline getirebilir ve ürünlerle birlikte hizmet ihracımızı da arttırabilir.
-Dr. Zeynep Stefan
Brüksel’de katıldığım harika konferans “Blockchain for Europe”ta tanıştığım Maria Luís Albuquerque, Avrupa Birliği düzenleyici kurumları içerisinde tanıştığım yetkililer arasında dönüştürücü teknolojiler alanında zihni en net ve dolayısıyla cesareti en fazla olan bürokrat. Yaptığı açılış konuşması ve altını çizdiği noktalar da bunun göstergesi. Nedeni ise çok basit: Çünkü döngüler her zaman döner, sizinle veya sizsiz.
Avrupa Birliği düzenleyici kurumları artık gelecek senenin şimdiki zamandan daha zor olacağı konusunda hemfikir. Ülke ve sektör fark etmeksizin bir şeyler yapılmalı ancak ne yapılmalı diye harıl harıl düşünüyorlar. Ancak Portekizli Albuquerque, bu dönüşümün daha fazla görmezden gelinemeyeceğinin, eğer yapılacaksa kurumların katılımı ile yapılması gerektiğinin, yoksa zaten onlar olmadan da yapılıyor olduğunun altını çizdi. Geri planda Avrupa çok fazla regüle ediliyor tartışmalarının da olduğunu bildiğimizden aslında şunu demek istiyor: “Regülasyonda bir seviye tutturmalıyız ve daha ileri gidemezsiniz yerine şöyle yapmalısın demeliyiz. Regülasyon olsa da olmasa da finansal ürünler dijitalleştirilecek, geleneksel varlıklar tokenize edilecek, bir türlü ikizi yaratılamayan ve teminat parçalarına ayrılamayan ürünlere dönüştürülecek. Düzenleyici kurumlar bunun bir parçası olmak isterse ne güzel, yeterli kaynak, deneyim ve bilgi olmadan bu talepleri reddediyorsak aslında regüle edilmeyen bir piyasaya, rekabetçi avantajını kaybetmiş bir ülkeler birliğine ve doğal olarak bölünmeye hazır olun”.
Albuquerque konuşmasında, görevi gereği finansal piyasaların bütününe dönük tespitlerini iletse de ürün döngülerinin tanımlanmasında blokchain teknolojisinin kullanılması, şirketlerinin varlıklarının farklı risk iştahına sahip yatırımcılarla buluşturulabilmesi için “platformlaştırılması”, sistemlerin çok uluslu yapılara hizmet verebilecek şekilde kurulması ve geliştirilmesi gibi özellikle sigorta sektöründe uzun yıllardır konuştuğumuz bazı özelliklerin altını çizdi ve genel görünümün aksine Avrupa Birliği’nin, merkezi karar yapılarının dağılmasından ve merkeziyetsizleşmeden korkmadığı, bunun bir gün mutlaka gerçekleşeceğine emin olduklarını belirtti. Sürekli üzerinde durduğum konu “decentralization” bir kuralsızlık bütünü değil, tıpkı “dijital varlıkların”ın sadece Bitcoin’den ibaret olmadığı gibi.
Albuquerque’nin iyi ve proaktif şekilde yaptıklarını düşündüğü iki çalışma var ki kendisine %100 katılıyorum: MiCA ve DLT Pilot Rejimi. İkisi de oldukça kapsamlı ve zamanın ruhunun ötesindeler. Halen “CBDC mi (merkez bankası dijital para birimi) stablecoin mi” gereksiz tartışmaları devam ederken orta-kısa vadede ulaşılacak faaliyetleri düşünerek böyle bir çalışma yapılması ileri görüşlü bir yaklaşım; aslında bütün düzenleyici kurumların sahip olması gerektiği gibi.
Bu kapsamlı çalışmaları ve ülkeler üstü tartışmaları “onlar zaten Avrupa Birliği ve doğası gereği birçok ülkeye hizmet verebilir şekilde düzenlemeliler” diye düşünebilirsiniz. Ancak Türkiye olarak bölgemizdeki birçok piyasadan büyüklük ve teknoloji olarak belli üstünlüklerimiz var ve bu üstünlükler bizi Avrupa Birliği gibi resmiyette olmasa da fiiliyatta bir bölgenin amiral gemisi haline getirebilir ve ürünlerle birlikte hizmet ihracımızı da arttırabilir. Yani hem düzenleme hem de uygulama alanında Avrupa Birliği sadece ürün ihraç veya ithal ettiğimiz bir pazar değil, ülkeler arası iş birliği ve sofistike yapıların oluşturulması ve düzenlenmesi alanında bize yol gösterebilecek ve bu bölgede oluşturulacak bir amaç birliğinin düzenlenmesi için “Türk Finansal Sistemi” olarak nelere sahip olmamız gerektiği ve Avrupa Birliği’nin yaptığı hangi hataları yapmamamız gerektiği konusunda yol gösterici olacaktır.
Brüksel’de kripto para özelinde geliştirilen ve başında diğer bir harika kadın Adriana Ennab’ın yer aldığı “Stand with Crypto” inisiyatifinin manifesto sunumuna da katıldım. Oldukça iyi planlanmış ve entellektüel seviyesi yüksek bir konferanstı. Harika organizatörleri Tommaso ve Petar’e davetleri için tekrar teşekkür ederim.
* “Alkışlar Alkışlar” benim değil, değerli Oğuz Babüroğlu hocanın sözü. Arama Konferansı kapanış toplantısında katılımcıları sahneye alırken ve sahneden uğurlarken kullandığı bu tanım toplantının ağırlığını ve alınamayan kararların yarattığı stresi bir nebze de olsa azaltıyordu. Albuquerque’yu dinlerken ikisi arasındaki benzerlikler dikkatimi çektiğinden bu başlığı kullanmak istedim.

