Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Özgür Obalı, katıldığı televizyon programında BES’de devlet katkısının yüzde 20’ye düşülmesine yönelik düzenlemeyi değerlendirdi. Obalı, BES’de geriye dönük herhangi bir kayıp yaşanmayacağının altını çizerek, “Bugüne kadar kazanılmış tüm devlet katkıları, hangi orandan yatırıldıysa o şekilde korunmaya devam edecek” dedi.
Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) devlet katkısındaki değişikliğin yalnızca bundan sonra yapılacak katkı payı ödemelerini kapsadığını belirten TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı, katılımcıların mevcut birikimlerine ilişkin endişe duymalarına gerek olmadığını söyledi. Obalı, “Devlet katkısı hak ediş süreci 3, 6 ve 10 yıl gibi sürelerle belirlenmiş durumda. Bu oranlar geçmişte nasılsa aynen devam ediyor. Yüzde 30 oranı geçmiş dönem için geçerli ve herkesin hesabına zaten bu oran üzerinden intikal etmiş durumda” ifadelerini kullandı.
Yeni düzenlemeyle birlikte, bundan sonra yatırılacak katkı payları için devlet katkısı oranının yüzde 20 olarak uygulanacağını hatırlatan Obalı, sistemin temel kurallarında ise herhangi bir değişiklik yapılmadığının altını çizdi.
Emeklilik şartları aynı 56 yaş ve 10 yıl
BES’ten emeklilik için gerekli olan 56 yaş ve en az 10 yıl sistemde kalma şartının değişmediğini belirten Obalı, bu çerçevenin yaklaşık 22 yıldır geçerliliğini koruduğunu söyledi. Sistemin ilk yıllarında vergi teşviki modeliyle uygulandığını hatırlatan Obalı, 2013 yılında yapılan dönüşümle devlet katkısı modeline geçildiğini ve bunun BES’in toplumun tüm kesimlerine yayılmasını sağladığını ifade ederek, “Vergi teşviki modeli daha çok maaşlı çalışanları kapsıyordu. Devlet katkısı sistemiyle birlikte BES, toplumun tamamına hitap eden bir tasarruf ve yatırım aracına dönüştü. Bu dönüşüm katılımcı sayısında ciddi bir sıçrama yarattı” dedi.
Bugün gelinen noktada BES’in ulaştığı büyüklüklere dikkat çeken Obalı, otomatik katılım sistemi (OKS) dahil olmak üzere katılımcı sayısının 18 milyonu aştığını, fon büyüklüğünün ise yaklaşık 2,2 trilyon liraya ulaştığını söyledi. Bu rakamların, BES’in Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir konuma geldiğini gösterdiğini vurgulayan Obalı, sistemin aynı zamanda Türkiye’nin en büyük kurumsal yatırımcılarından biri olduğuna vurgu yaptı.
Devlet katkısının geçmişte yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarılmasının, dönemin ekonomik koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getiren Obalı, “2022’nin sonu, 2023’ün başı TL tasarrufların özellikle teşvik edilmesi gereken bir dönemdi. Bu nedenle yüzde 25 olan katkı oranı yüzde 30’a yükseltildi. Bu oldukça cömert ve güçlü bir teşvikti. Bugün ise BES artık olgunlaşmış bir sistem ve özellikle son beş yılda fon getirileri açısından BES rüştünü ispat etti. İstikrarlı şekilde büyüyen, uzun vadede reel getiri üretebilen bir yapıdan söz ediyoruz” diye konuştu.
“Yüzde 20 dünya örnekleriyle uyumlu”
Devlet katkısının yüzde 20’ye düşürülmesinin ilk etapta yeni girişlerde bir miktar tereddüt yaratabileceğini kabul eden Obalı, bunun kalıcı ve güçlü bir etki yaratmasını beklemediklerini vurguladı. “Dünya uygulamalarına baktığımızda yüzde 20 oldukça yeterli ve teşvik edici bir oran. BES’i cazip kılan unsur yalnızca devlet katkısı değil; fon getirileri, uzun vadeli yatırım disiplini ve vergi avantajları da bu sistemin temel yapı taşları” dedi.
Obalı, kamuoyunda BES’in sadece devlet katkısı üzerinden değerlendirilmesinin eksik bir bakış açısı olduğunu belirterek, fon performansının ve uzun vadeli getirinin daha fazla anlatılması gerektiğini ifade etti.
“Orta-uzun vadede büyük çıkış beklemiyoruz”
Devlet katkısı oranındaki düşüşün sistemden toplu çıkışlara yol açacağı yönündeki iddialara da değinen Obalı, “18 milyon katılımcıya ulaşmış bir sistemden söz ediyoruz. Bu ölçekte bir yapıda, kısa vadeli dalgalanmalar olabilir ancak orta ve uzun vadede ciddi bir çözülme beklemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Fon getirileri ve vergi teşvikleri birlikte ele alındığında, BES’in yüzde 20 devlet katkısı ile de cazip bir birikim aracı olmaya devam edeceğini vurgulayan Obalı, “Vatandaşlarımız sistemi doğru perspektifle, uzun vadeli birikim aracı olarak değerlendirdiğinde, BES’in sunduğu katma değeri net biçimde görecektir” dedi.
“BES hâlâ güçlü bir tasarruf sandığı”
Özgür Obalı, BES’in Türkiye ekonomisi için taşıdığı öneme dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Bu sistem, orta ve uzun vadeli bakış açısıyla hâlâ son derece cazip bir tasarruf ve yatırım sandığıdır. İlk aşamada bir tereddüt oluşabilir ancak çok kısa sürede sistemin sunduğu getiri ve avantajların yeniden fark edileceğine inanıyoruz.”

