Zeynep Stefan: Letta Raporu Sigorta Sektörüne Ne Söyler?

Finansal piyasalarda herkes Draghi Raporu’nu konuşurken şans eseri Letta Raporu’nu inceleme fırsatı buldum. Raporun şansızlığı hem Draghi kadar öne çıkarılmaması hem de benim raporu Adam Tooze’un “Crashed” kitabından sonra okumuş olmam. Ancak bence tespitleri daha doğru ve bu tespitlerin uygulanabilirliği Draghi Raporu’ndan daha yüksek.

-Dr. Zeynep Stefan

Raporun sahibi Enrico Letta İtalya Eski Başbakanı. Raporunu Eylül 2023’den Nisan 2024’e kadar 65 Avrupa şehrini gezip, 400 toplantı yaparak hazırlamış ki bence oldukça önemli bir emeğin sonucu. Rapordaki sigorta ve reasürans sektörü detaylarına geçmeden önce Letta’nın Avrupa başkentlerinin hızlı trenle bağlanması ve “Tek Pazar” (Single Market) kavramları arasındaki paralelliğe yaptığı vurguya değinmek isterim. Letta, raporunda üç ana alanda Avrupa Birliği’nin hızla aksiyon alarak entegrasyon ve “hizalanma” (QPAY ve Maher Holding’de çok kullandığımız bir kavramdı) süreçlerini hayata geçirmesi gerektiğini belirtmekte. Bu alanlar finans, elektronik haberleşme ve enerji. Ancak daha başkentleri birbirine bağlayan hızlı tren altyapısının bile Birlik kurulalı 30 yıl geçmişken sağlanamamış olması Letta’ya “daha şehirleri bağlayamadık, sektörleri nasıl bağlayacağız!” dedirtmiş ki oldukça doğru bir çıkış noktası.

Letta, sanırım İtalyan olmasının da getirdiği bir alışkanlık ile avantajlar ve dezavantajlar arasında oldukça iç içe geçmiş bir rapor sunmakta. Avrupa Birliği olarak en yakın rakipleri ABD ve Çin’de olmayan üç özellik hemen her tespitin temelinde; çok ulusluluk (multilateralism), serbest ticaret (free trade) ve uluslararası iş birliği (international cooperation). Bu özelliklerin, “mutlak önceliğe sahip” olarak değerlendirilen “finans, elektronik haberleşme ve enerji” sektörlerinde daha da derinleştirilmesi ve öne çıkarılması raporun önemli tespitlerinden. (Ancak her Avrupa Birliği raporu gibi nasıl yapılacağı hakkında net bir yol haritası yok)

“Tek Pazar”ın bir platform olarak görülmesi ve bu platformun “inovasyon, tüketici haklarının özellikle güçlendirilmesi ve sadece sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi” ortak hedefleri çerçevesinde şekillendirilmesi gerektiğini belirtmekte ki bunun da ancak 2010 yılında hazırlanan ve Avrupa Komisyonu’na sunulan “Monti Raporu”nda da yer alan “Tek Pazar”ın 4 bağımsızlığına (kişilerin dolaşım hakkı, ürünlerin dolaşım hakkı, hizmetlerin dolaşım hakkı, sermayenin dolaşım hakkı) yeni bir tane daha ekleyerek; araştırma, inovasyon ve eğitimin bağımsız dolaşım hakkı; sağlanabileceğinin altını çizmekte. Böylelikle, Avrupa içerisinde kurulsa bile ölçeklendirme faaliyetleri için A.B.D. veya Uzak Doğu’ya gidecek parlak fikirlerin ve beyinlerin doğdukları yerde tutulabilmesi amaçlanmakta.

Aslında “Rapor”da “hızlı genişleme taraftarı olmayan” bir çerçeve de söz konusu. Letta, çok genişledik ve kaliteden vazgeçtik diyor ki bence oldukça doğru. Bu sene özellikle Romanya ve Bulgaristan’a yaptığım ziyaretler bana bu iki ülkenin nasıl zayıf halkalar olduğunu göstermişti. Letta, Birlik topraklarının küresel sahnede bir “ekonomik müze” haline gelmemesi için acilen radikal adımlar atması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor ve bunu engellemenin tek yolunun iç pazarı olabildiğine derinleştirmek olduğunu savunuyor ki benim de Liechtenstein’daki görevimin temel konusu bu!

Genel çerçevede radikal şekilde özgürlükçü ve oldukça eleştirel yazılmış Letta Raporu, bence sigorta ve reasürans sektörleri için de şimdiye kadar duyduğum en parlak değerlendirmeleri yapmakta. Raporda, sigorta ve reasürans sektörü sadece kendi içinde bir iş kolu olarak değil, Avrupa’nın geleceğini finanse edecek ve riskleri yönetecek en stratejik “kaldıraç”lardan biri olarak konumlandırılıyor. Rapor, en büyük kurumsal yatırımcılar olarak öne çıkan sigorta ve reasürans şirketlerinin Avrupalı tüketicilerin banka hesaplarında atıl duran trilyonlarca avroluk tasarruflarını, uzun vadeli yatırımlara yönlendirebilecek yegane araç olarak konumlandırmakta ki ilk defa birileri sigorta sektörünün fon oluşturma kabiliyetine bu kadar dikkat çekmiş oldu. Tabi bu ürünlerin geliştirilebilmesi sadece sigorta ve reasürans sektörleri için değil iktisadi yapının bütünü için de muazzam bir büyüme ve yatırıma yönlendirilecek fon hacmi anlamına gelecek. Letta, yatırım alanlarında ise özellikle iklim değişikliği, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmeye dikkat çekmekte ki ben bunu oldukça gecikmiş ve eskimiş bir değerlendirme olarak görüyorum.

Letta ayrıca bir deregülasyon furyasının da acilen başlatılması taraftarı. Mevcut katı sermaye ve risk kurallarının (Solvency II vb.), sigorta şirketlerinin uzun vadeli ve nispeten riskli altyapı projelerine yatırım yapmasını zorlaştırmasının engellenmesi ve bu tür stratejik yatırımların daha bir hukuki çerçeve içerisinde gerçekleştirilmesinin gerekliliği öne çıkan diğer bir unsur. Bununla birlikte, 29 Ocak 2026’da Frankfurt’ta gerçekleştirilen ve büyük bir zevkle katıldığım EIOPA Yıllık Olağan Toplantısı’nda tam tersi bir bakış açısının olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim. Yani Komisyon, deregülasyon konusunda Letta ile aynı fikirde değil!

Letta raporunda, “Tek Pazar” içerisinde malların ve insanların serbest dolaşımının geliştiğine ancak sigortacılığın hâlâ büyük oranda yerel/ulusal kurallara takılı kaldığına dikkat çekmekte ki şu anda benim de yaşadığım oldukça zor bir durum. Liechtenstein’da çalışıyorum, çocuklarım Münih’te okula gidiyor ve sigorta poliçelerimiz tam bir kaos haline geliyor. Bir ülkedeki sigorta poliçesi veya emeklilik planı, diğer ülkede geçerli olmuyor.

Genel olarak Letta, sigortacıların kendilerini “risk teminatçısı” olarak görmeyi bırakıp, faaliyetlerini Avrupa ekonomisinin dönüşümünü finanse edecek ana motorlardan biri olarak konumlandırması gerektiğini belirtiyor ki EIOPA kulaklarını tıkasa da bu talep Avrupalı sigortacılar tarafından uzun zamandır dile getirilmekte. “Nasıl” sorusunun cevabı raporda yer almasa da “Neden” sorusuna, ki en sevdiğim sorudur, Letta’nın cevaplarını oldukça “ufuk açıcı” buldum. Raporu incelemeye önümüzdeki sayılarda da devam ediyor olacağım.