Her ne kadar şirket sayısının artması her zaman beraberinde Türkiye’de kaç sigorta şirketi olmalı tartışmalarını getirse de poliçe adetlerindeki artış sigorta şirketi sayısı bağımsız bir istihdam artışı sonucunu doğuruyor. TSB tarafından yayınlanan istihdam rakamlarını yansıtan grafikten görüleceği üzere pandemi sonrası ciddi bir istihdam artışı yaşanmış durumda.
-Orhun Emre Çelik
Sigortacılığın sağlamış olduğu güvence ile finansal sürdürülebilirlik açısından öneminin yanında, istihdam etkisi açısından önemi de sektörün dikkate alınması gereken yönlerinden.
Şirketlerde çalışan merkez kadrolar ve doğrudan satış ekiplerinin yanında acenteler, aktüerler, eksperler, avukatlar, hemen her sektörden anlaşmalı kurumlar, sektör ile ilgili üniversite bölümleri ve kamu çalışanları gibi ülkenin farklı yerlerinde ve farklı kurumlarında görev alan kişiler birlikte büyük bir camia oluşturuyor. Sektördeki fiili büyüme bu camianın her geçen yıl daha da büyümesi sonucunu doğuruyor.
Her ne kadar şirket sayısının artması her zaman beraberinde Türkiye’de kaç sigorta şirketi olmalı tartışmalarını getirse de poliçe adetlerindeki artış sigorta şirketi sayısı bağımsız bir istihdam artışı sonucunu doğuruyor. TSB tarafından yayınlanan istihdam rakamlarını yansıtan grafikten görüleceği üzere pandemi sonrası ciddi bir istihdam artışı yaşanmış durumda.

Bu artış sadece sayısal bir artış değil aynı zamanda oransal olarak da bir artış söz konusu. Nitekim aynı yıllar için ülke nüfusuna oran da ciddi bir artış eğilimi gösteriyor.

Yukarıda ifade ettiğim üzere diğer paydaşları da dâhil ettiğimizde bu oran çok daha yukarı gidiyor. Buna karşılık toplam istihdam içindeki pay hâlâ çok düşük. Bankacılıktaki 200.000’e yakın istihdam dikkate alındığında da alınacak daha çok yol olduğu görülüyor.
Diğer taraftan sektör şirketler açısından son yılları da oldukça hareketli geçirdi. Sektöre yeni giren sermayedarların kurduğu şirketler ile katılım sigortacılığı düzenlemeleri sonucunda kurulan şirketlere ilişkin haberlerin yanında sektörden çıkan yabancı sermayedarlar ve şirket birleşmesi haberleri eşlik etmeye başladı. SEDDK’nın sermaye yeterliliği konusunda attığı (yerinde) adımlar bu gelişmelerin devamını bekleyebileceğimizi düşündürüyor.
Tüm bu değişim süreçleri beraberinde önemli konuyu gündeme getirmeli: Birleşmiş yapıların verimliliği ve kurumsal hafızanın korunması. İster şirket birleşmesi olsun ister portföy devri, isterse de grup şirketlerinin organizasyonel yeniden yapılanması sigortacılığın doğası gereği atlanmaması gereken bir husus var: Sigortacılık sigortalı ile sigortacının uzun soluklu bir birlikteliği üzerine kurgulanan bir sektör. Her ne kadar zaman zaman sigortalıların fiyat esnekliği sektörü zorlasa da kendi yöneticilik tecrübem, bireysel sigortalılık geçmişim, danışmanlık sürecindeki tanıklıklarım sigortalıların mecbur kalmadıkça sadece fiyat yüzünden şirket değiştirmediğinin örnekleri ile dolu. Dolayısı ile her tür yeniden yapılanmada bu uzun süreli ilişkiyi koruyacak kurumsal hafızanın korunması ve bunu yönetecek süreçlerin doğru tasarlanıp uygulanması hayati önemde.
Bu sadece sigortalılar için de geçerli değil. Şirket çalışanları, acenteler, aktüerler gibi diğer paydaşlar açısından da uzun süreli çalışma becerisi önemli. Kurum tarihçesini bilen, ürün detaylarına hakim, sektörel geçmişin yüklerinin farkında kişiler bu süreçlerin doğru yönetilebilmesi için gerekli.
Elbette bu yeniliklere kapıların kapatılması ve tamamen kendi içine dönük bir yapı kurmak anlamına gelmiyor. Böyle bir yapı giderek hayatın ve sektörün gerçeklerinden kopacaktır. Etrafımızda hali hazırda bunun çok güzel (ya da belki kötü demek daha uygun) örnekleri var.
Bu tuzağa düşmeyen ve kendi geçmişlerini korurken yeniliklere de kapı açabilen şirketler büyümelerini sürdürürken daha verimli, hedeflerin daha yükseğe konabildiği yapılara dönüşme şansına sahip. Yapay zekâ gibi teknolojileri süreçlere dâhil etmek de, şirket birleşmeleri de, grup şirketlerinin organizasyonel yapılanması da bu bakış açısı ile ele alınması gereken konular.

