Orhun Emre Çelik: Ülkemizde Futbol ve Sigortacılığın Ortak Kaderi

2009’da basılan Soccernomics adlı Kitap Türkiye’yi gelecekte futbolda yükselişe geçmesi beklenen ülkeler arasında gösteriyor. Bunun temel nedenleri büyük nüfus, büyüyen ekonomi ve yıllara dayanan ve giderek artan futbol deneyimi. Geçen 17 yılda ülkemizin ulaştığı seviye ne yazık ki beklenenin çok gerisinde. Benzer bir bakış açısı sigortacılığa da uygulanabilir. Sigorta sektörünün başarısı da ülkedeki nüfus, zenginlik ve deneyimle yakından ilişkili.

-Orhun Emre Çelik

Simon Kuper ve Stefan Szymanski İstanbul’da karşılaştıktan sonra birlikte bir kitap yazmaya karar veriyorlar. Her dünya kupası sonrası yenilenen kitabın 2009’daki basımı Soccernomics Why England Loses, Why Germany and Brazil Win, and Why the US, Japan, Australia, Turkey — and Even Iraq — Are Destined to Become the Kings of the World’s Most Popular Sport adını taşıyor. Yazarlar kitapta iktisadi ve istatistiksel bakış açısını futbola uygulayarak ülkelerin başarılarını ve başarısızlıklarını açıklamaya çalışıyor.

Ulaştığı sonuç futbolda ulusal takım başarısının tutku, kültür ya da yıldız oyunculara harcanan para ile değil bir ülkenin futbol oynama deneyimi, nüfus büyüklüğü ve zenginliği gibi faktörlerle güçlü bir şekilde ilişkili olduğu yönünde. Örneğin İngiltere’nin futbola olan yoğun ilgisine rağmen sürekli olarak beklentilerin altında kalmasını ülkenin uzun süre kıta Avrupası’nda gelişen taktik yeniliklerden uzak kalmasına bağlarken, Almanya ve Brezilya’nın geniş futbol deneyimleri ve altyapıları sayesinde başarılı olduklarını iddia ediyor. Diğer taraftan ABD, Japonya ve Avustralya gibi büyük, zengin ve hızla futbol deneyimini arttıran ülkelerin matematiksel olarak baskın güçler hâline gelmeye hazır olduğunu ifade ediyor.

Kitap (adından da anlaşılacağı üzere) Türkiye’yi de gelecekte futbolda yükselişe geçmesi beklenen ülkeler arasında gösteriyor. Bunun temel nedenleri büyük nüfus, büyüyen ekonomi ve yıllara dayanan ve giderek artan futbol deneyimi. Yazarlara göre bu üç faktör — nüfus, zenginlik ve deneyim — bir araya geldiğinde Türkiye’nin uluslararası futbolda çok daha güçlü bir konuma gelmesi matematiksel olarak kaçınılmaz görünüyor.

Aradan geçen 17 yıl ve çok sayıda dünya kupasının ardından ülkemizin gerek kulüp gerekse ülke seviyesinde ulaştığı seviye ne yazık ki beklenenin çok gerisinde.

Benzer bir bakış açısı sigortacılığa da uygulanabilir. Sigorta sektörünün başarısı da ülkedeki nüfus (sigorta gereksinimi), zenginlik (sigortayı satın alma gücü) ve deneyim (sigorta ürünlerine aşinalık, sigortanın sağladığı faydanın idrak edilmesi) ile yakından ilişkili. Bu nedenle de yıllardır ülkedeki büyük potansiyelden bahsedilir, kişi başı prim üretiminin gelişmiş ekonomilere kıyasla ne kadar düşük olduğu vurgulanır ve sigortacılığın geleceğin mesleği olduğu söylenir.

Elbette sektör gelişim gösteriyor. Prim üretimi artıyor, istihdam büyüyor, yeni şirketler açılıyor. Ancak sigortacılık geleceğin mesleği olmaktan bugünün mesleği olmaya tam olarak geçemiyor.

Aktüeryal çalışmalarda hep vurguladığımız bir husus vardır. Şirketin geçmiş verisine bakarak yapılan çalışmalar elbette gereklidir, yol göstericidir ve çok önemlidir. Ancak sadece onlara bakarak hareket etmek dikiz aynasına bakarak araba kullanmaya benzer. Geriye bakarak ne olduğunu anlamak kadar hayata giren yenilikleri, ürün, şirket, sektör, ülke ve dünyadaki değişiklikleri anlamak ve yararlı olduğu ölçüde kendi organizasyonuna dâhil etmek de gerekli.

Tüm bunlar dünyayı sadece sayısal modellerle anlamaya çalışmanın ne kadar yetersiz kalabileceğinin çok güzel örnekleri. Aktüerlerin sosyal matematikçi diye tanımlanmasının bir sebebi de sayısal modelleri anlamaya ve anlatmaya çalışırken insan ilişkilerini görebilme becerisi. Dikiz aynasına bakmayı ihmal etmeden karşımızdaki engelleri fark ederek önümüzdeki uzun yoldaki ayrımlarda doğru yönü seçmeyi becermek sayısal modeller kadar ekonomik, sosyal ve kültürel normları da dikkate almayı gerektiriyor.