Sigorta profesyoneli Fatih Gören, sigorta sektörünün içinde bulunduğu ekonomik dengeyi “taş-kağıt-makas” oyununa benzeterek dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Gören, büyüme, enflasyon ve döviz kuru arasındaki hassas ilişkinin, sigorta şirketleri açısından adeta bir “imkânsız üçlü (trilemma)” oluşturduğunu ifade etti.
Gören’e göre ekonomik beklentilerin şekillendirdiği mevcut ortamda, üç temel unsur birbirini doğrudan etkiliyor. Buna göre büyüme enflasyonu desteklerken, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan politikalar döviz kurunu baskılıyor. Döviz kurundaki olası hareketler ise cari işlemler dengesi üzerinden ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebiliyor.
Sigorta şirketlerinin bu süreçte yalnızca teknik sigortacılık faaliyetlerini değil, yatırım stratejilerini de dikkatle yönetmesi gerektiğini vurgulayan Gören, özellikle bir yıllık düzenlenen poliçelerin sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti.
Şirketlerin, büyümenin desteklediği yatırım gelirlerinden yararlanmak isterken aynı zamanda ilerleyen dönemde faiz oranlarında yaşanabilecek düşüşlere karşı portföylerini koruyacak şekilde pozisyon almak zorunda olduğuna dikkat çeken Gören, olası kur dalgalanmalarının da önemli bir risk unsuru olmaya devam ettiğini söyledi.
Özellikle yedek parça ve sağlık sigortalarında dövize duyarlı maliyet yapısının sektör açısından kritik önem taşıdığını belirten Gören, bilanço üzerinde döviz pozisyonları dengeli görünse bile operasyonel maliyetlerde kur riskinin sürdüğünü ifade etti.
Ekonomik koşulların giderek daha karmaşık hale geldiğini söyleyen Gören, sigorta şirketlerinin artık yalnızca poliçe üreten kurumlar olarak değil, makroekonomiyi analiz eden, finansal riskleri yöneten ve geleceği fiyatlayan finansal kuruluşlar olarak hareket etmek zorunda olduklarını dile getirdi.
Değerlendirmesini, “Biz taşı mı yönetiyoruz, kağıdı mı büyütüyoruz, yoksa makasın ne zaman devreye gireceğini mi öngörüyoruz?” sorusuyla özetleyen Gören, sigortacılıkta rekabet avantajının artık daha fazla poliçe satmaktan ziyade; enflasyon, büyüme ve döviz arasındaki ilişkiyi rakiplerinden önce okuyarak hem üretim hem de yatırım portföylerini buna göre konumlandırabilen şirketlerde olacağını ifade etti.

