Orhun Emre Çelik – Uzun Süreli Sigorta Ürünleri

Sigortacılık ile yeni tanıştığım 90’ların sonlarında örnek poliçeler ve broşürlerine rastladığım 1950-60 döneminde satılmış komplike hayat sigortası teminatlarını uzun süreli olarak veren ürünler beni şaşırtmıştı. Sigorta Denetleme Kurulu’ndaki üstatlarımdan sayfalarca bordrolar üzerinden Facit makinalar ile yapılan hesapları dinlediğimde de günümüz teknolojisinin gözümüzü fazla kamaştırdığını ve çok yakın geçmişte yapılanları bile olduğundan değersiz görmemize sebep olabildiğini bir kez daha düşünmüştüm.

Aktüer Orhun Emre Çelik

Aradan 25 yıla yakın zaman geçti. Bu süreçte kurulan Bireysel Emeklilik Sistemi uzun süreli ürün konsepti açısından 80’lerde kâr paylı ürünlerde yaşananları unutturarak toplum nezdinde önemli bir yer edindi.  Ancak muadili kâr paylı hayat sigortası ürünleri ya da uzun süreli risk ürünleri açısından gelişim pek bu yönde olmadı ve ağırlıklı olarak kredi bağlantılı ürünler ön plana geçti. Prim iadeli (rop) poliçeler ya da eğitim sigortası olarak sunulan uzun süreli azalan teminatlı ferdi kaza sigortası gibi yenilikler ile açılım denemeleri yapılsa da bu ürünler henüz sınırlı bir yer edinebilmiş durumdalar. İrat (yıllık gelir) sigortalarının durumu bir yazıyla ele alınamayacak kadar çetrefilli.

Son dönemde gündem olmaya başlayan uzun süreli bakım sigortalarının ise nasıl bir ilgi göreceğini merakla bekliyorum.

Bütün bu süreçte sağlık sigortaları farklı bir gelişim gösterdi. Biraz mevzuatın yönlendirmesinin de etkisi ile ömür boyu yenileme garantili (ÖBYG) ürünler bir sektör standardı haline geldi. ÖBYG’nin sigortalıya sağladığı avantaj sonraki yıllarda riziko kabul yapılmaması ve böylece yeni ve hatta kronik bir hastalık ortaya çıktığında sigortalının teminat almaya devam edebilmesi. Kulağa çok hoş ve makul gelen bu ürün yapısı beraberinde çeşitli sorunlar getirdi:

  • Ürünlerin fiyat garantili satılmaması: Sağlık hizmet sunumunda teknolojik gelişmelerin yakından takip edilmesine bağlı olarak en yeni ve dolayısı ile pahalı ürün ve hizmetler ön plana çıkıyor. Diğer bir deyişle ortalama tazminat yükseliyor. Kentleşme ile birlikte sağlık sigortası kullanım alışkanlığının da artması ise frekansı arttırıyor. Böyle bir ortamda uzun süreli medikal enflasyon tahmini yapmak ve buna göre prim seviyesine ilişkin bir taahhütte bulunmak zor. Bu durum medikal enflasyona ilişkin riskin tamamen sigortalının üzerinde kalması sonucunu doğuruyor.
  • Yeni ürün sunumları ile eski ürünlerdeki sigortalı portföylerin tasfiye sürecine (run-off) bırakılması: Rekabet ve pazarlama şartlarının baskısı ile belirli dönemlerde yaygınlaşan ürünler söz konusu. Bu çoğu zaman beraberinde eski ürünlerin satışa kapatılmasını da getiriyor. Tüm kapalı gruplarda olduğu gibi yeterince zaman verildiğinde poliçe almaktan vazgeçenler, vefat edenler, başka şirketlere ya da yeni ürünlere geçenler gibi sebeplerle satışı duran ürünlerin sigortalı portföyleri küçülmeye başlıyor. Bu durum fiyat garantisi meselesi ile birleşince tekil portföylerde mevzuata uygun ancak sigortalıların altından kalkmakta zorlanabileceği durumlar ortaya çıkabiliyor.
  • Teminatın zamanla değer kaybetmesi: Eğer ürün özel şartlarında teminat limitlerinin belirli kurallarla arttırılacağına ilişkin bir madde yoksa ÖBYG sahibi sigortalıların teminatları yetersiz kalabiliyor. Örneğin 2012’de alınmış 2500 TL ayakta tedavi limiti o dönem için makul ortalama bir seviye olarak değerlendirilebilecekken bugüne geldiğimizde yetersiz bir limit olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durumda sigortalılar iki kötü arasında seçim yapmak zorunda kalıyor: Eksik teminat ile yenilemeye devam etmek, ÖBYG’den ya da en azından bir kez daha riziko kabule tabi tutularak bazı haklarından feragat etmek.
  • Şirketler arası geçişin pratik olarak mümkün olmayışı: Yukarıda ifade edilen durumların bir sonucu olarak ÖBYG almış sigortalılar özellikle yaşları ilerledikçe ve belirli hastalıklar medikal geçmişlerine eklendikçe mevcut şirketlerini değiştiremez ve giderek artan maliyete katlanmak zorunda kalır hale geliyorlar.

Bu sorunlara üretilecek çözümler sigortacılığın çehresini değiştirebilir. Sorunun daha önce çeşitli durumlarda olduğu gibi mevzuat ile değil sektörel bir hareketle çözülmesi ise sigorta sektörünün imajına paha biçilmez bir katkı sağlayacaktır. Uzun süreli ürünler doğru kurgulandığında hem kârlı hem de müşteri memnuniyeti sağlayan ürünlere dönüşebilir.