“Sigortanın toplumsal açıdan hiçbir anlam taşımadığını, hele tarihi eserler için sigortanın ‘ahmakları avutan bir şey’ olduğunu bir profesörün ağzından işitmek gerçekten acıdır. Bunu okuyan ve sigortacılık hakkında geniş bilgisi olmayan bir okuyucunun veya halkın sigortaya ilgisi nasıl sağlanabilir?”
-Sigorta Dünyası Arşivi
Cumhuriyet tarihinin en önemli kültür eserlerinden İstanbul Kültür Sarayı (Atatürk Kültür Merkezi-AKM) açılışından bir buçuk sene sonra, 27 Kasım 1970’te yanarak kullanılmaz hale geliyor. Binanın onarılarak tekrar hizmete geçmesi için ise sekiz yıl geçmesi gerekiyor. Yani İstanbul’un en büyük opera ve tiyatro sarayı sekiz yılda ancak onarılıyor. Sigorta Dünyası’nın arşivini araştırırken binanın sigortasının olmadığını öğrenerek sekiz yıllık gecikmenin sebebini anladık. Zira, 56 yıl önceki ekonomik koşullarda yangında büyük hasar gören AKM gibi bir kompleks binayı onarmak kolay olmasa gerek.
Nitekim, Sigorta Dünyası’nın 1970 Aralık sayısında Aslan Tufan Yazman imzalı bir yazıda şöyle deniyor:
“Opera yangınının hasarını dışardan döviz olarak alabilirdik”
“Düşünüyorum da son günlerin en acıklı olayı, en büyük kaybı olarak opera yangınını buluyorum. Yıllarca hasretini çektikten sonra Türk ulusu olarak kavuşabildiğimiz bu muhteşem sanat eseri bir anda yandı, kül oldu. Hem de sigorta poliçesinin imzalanmasına bir gün kala. Bunu işittiğim zaman içim iki kez yandı. Hem esere yandım hem de yenisini yapmak için dış ülkelerden reasürans yolu ile hasarın tümüne yakın karşılığını döviz olarak alamadığımıza üzüldüm. Bari bundan sonra kıymetli eser, saray ve tarihi anıtlarımızı dünya sigortacılığının himayesinden mahrum bırakmasak. Bu bize bir ders olsa!”
1971’in Ocak sayısında ise mali müşavir ve sigortacı Şükrü Kaya Aktarı’nın kaleme aldığı “Sigortacılığı Baltalayan Gerçekler” başlıklı yazıda AKM yangını dolayısıyla sigorta konusu şöyle ele alınıyor:
“Sigorta toplumsal açıdan hiçbir anlam taşımaz”
“Sigortanın her branşı için aydınlatıcı ve teşvik edici fikirlerini, yayınlarını beklediğimiz bilim insanlarından Prof. Dr. Haydar Kazgan, ‘Teknoloji İthali ve Uygulamalar’ adlı yazısının Kültür Sarayı yangını ile ilgili bölümünde sigorta konusu hakkında bakınız ne diyor:
“Sırası gelmişken binanın sigorta edilmemiş olması konusuna da değinelim. Sigorta; kişiler ve işletmeler açısından zararın telafisi için gerekli iktisadi bir tedbirdir. Fakat toplumsal açıdan hiçbir anlam taşımaz. Binanın bir Türk sigorta şirketine veya muhtelif sigorta şirketlerine sigorta edilmiş olması halinde, toplum açısından ziyan olmuş bulunan demir, çimento, mobilya ve sair kaynakların telafisi bahis konusu edilemez. Hele tarihi eserler için sigorta, ahmakları avutan bir şeydir.”
Prof. Dr. Kazgan’ın yukarıdaki ifadelerini Aktarı şu şekilde eleştiriyor:
“Sigortanın toplumsal açıdan hiçbir anlam taşımadığını, hele tarihi eserler için sigortanın ‘ahmakları avutan bir şey’ olduğunu bir profesörün ağzından işitmek gerçekten acıdır. Bunu okuyan ve sigortacılık hakkında geniş bilgisi olmayan bir okuyucunun veya halkın ilgisi sigortaya karşı nasıl sağlanabilir? Her türlü hasar, bilhassa tarihi eserin yok olması, gerçek bir milli zarardır; ancak sigortanın bu zararın ve yokluğun giderilmesi için büyük bir kaynak ve imkân olduğu da inkâr edilemez. Yok olan tarihi eserin tazminatı ile aynı eseri yeniden elde etmek tabiatıyla mümkün değildir; ancak o tazminatla eserin onarılması veya başka bir tarihi eserin değerlendirilerek boşluğun kısmen de olsa giderilmesi ahmaklık değil, eserin kıymetini bilmek ve milli serveti korumaktır.”
Sigorta Dünyası olarak bugünden baktığımızda, Aktarı’yı haklı bulmamanın mümkün olmadığını düşünüyoruz.

