Kırk yıl önce Sigorta Dünyası’nda yayımlanan bir yazı, sigorta bilincinin oluşturulmasında eğitimin ve çocukların rolüne dikkat çekiyor. O dönemde düzenlenen bir resim yarışmasının aileleri sigorta yaptırmaya yönlendirmesi ise farkındalık çalışmalarının somut sonuçlar verebildiğini gösteriyor.
Bundan 40 yıl geri gidip Sigorta Dünyası’nın 1986 yılı ocak sayısına baktığımızda başyazar Aslan Tufan Yazman’ın “Baba Bizim Ev Sigortalı mı?” başlıklı yazısını görüyoruz. Yazıyı okuduğumuzda, 40 yıl önceki sorunların bugün de gündemi meşgul etmeyi sürdürdüğünü görüyoruz. Sigortacılık okullarda öğretilse bilincin çocuklardan aileye geçebileceği o yıllarda da düşünülüyormuş:
“Hayır çocuğum, niye sordun?”
“Baba, Bizim Ev Sigortalı mı? İşte Türk sigortacılığının ülke çapında yayılmasına yardımcı olabilecek bir soru… Bu soruyu Türk çocuğu babasına sorduğu gün, genelde alacağı yanıt, “Hayır çocuğum, niye sordun?” olacaktır…”
Günümüzde elektrik aboneliği bulunan 41 milyon konut içinde sigortalı olanların sayısının 6 milyon bile olmadığı düşünüldüğünde, bu soruyu bilinçli bir çocuk bugün de babasına ya da annesine sorabilir.
Yazman şöyle devam ediyor:
“Ve sigortalı olmanın gerekli olduğu; her şeyini kaybetmekten, en azından doğduğu, oturduğu, büyüdüğü ve hâlen içinde yaşadığı evin yerine getirilemeyecek şekilde yanıp kül olabileceğinden endişe duyan çocuklarımızın aklına geldiği gün, çocuk babasını sigorta konusunda uyaracak ve baba da bu sorunun yanıtını olumlu bir şekilde verebilmek için sigortayı en azından düşünmeye başlayacaktır:
“Sahi, bir yangın çıkarsa ben bu kış kıyamette -velev ki yaz olsun- çoluk çocuğumla sokak ortasında kalmaz mıyım? Nereye gider, kime sığınırız? Kiraların erişilmez irtifasında nerede, nasıl ve kaça yeni bir sığınak bulabiliriz? Hadi bulduk diyelim, bugünkü fiyatlara nasıl döşeriz?”
Aşağıdaki satırları okuyunca, sigorta bilincinin ülkemizde eksikliğinin tarihsel olarak var olduğunu bir kez daha görüyoruz. Ancak daha da önemlisi düzenlenen yarışmalarla sigorta bilinci oluşturma çabaları o zamanlar da varmış, hatta o çabalar sonucunda öğrenciler ailelerine sigorta yaptırmayı da başarmış:
“Türk ailesini sigortalamak için ilk çare, Türk insanını bilinçlendirmektir. Çeşit çeşit nedenlerle bu işte çok, pek çok gecikmişiz…
Diyeceksiniz ki, “Baba, evimiz sigortalı mı?” sorusu da nereden çıktı…
Yarışmanın sonuçları üzerine yarışmayı düzenleyen şirketin yetkilisinden aldığı bilgiyi aktaran Yazman, yarışmadan sonra birçok velinin şirkete başvurarak evlerini, eşyalarını, hatta işyerlerini yangına karşı sigorta ettirdiklerini aktarıyor.
Sanat yoluyla hizmet dalında Başak Sigorta çeşitli açılımlara girdi. Bunlardan biri de ülke çapında açılan ve sigortayı konu alan ilkokullar arası resim yarışması olmuştur ve en az 6 bin çocuk bu yarışmaya katılmıştır.
Çocuktan aileye taşınan bilinç
Yarışma konusu “sigorta”ydı. Çocuk, sigortanın ne olduğunu, konularını ve çeşitlerini öğrenmek için kitaplar, ansiklopediler karıştırmaya başlamış ve çevresine, yakınlarına, ana ve babasına da sormuş; içeriğini öğrendikten sonra oturup yarışmaya sokacağı resimleri çizmiştir.
Ve işte yarışma resmini çizerken kitaptan ya da babasından sigortanın kaçınılmaz niteliğini öğrenmiş ve ona sormuştur:
“Peki, bu kadar lüzumlu ve yararlı olduğu hâlde biz evimizi, eşyamızı, hayatımızı neden sigorta ettirmiyoruz?”
Analar ve babalar, bu soruları yanıtlayacak hazırlıkta değildir; çünkü halkımıza henüz bu kültürü vermemişiz!..
Bu yarışmanın sonuçları üzerine düzenleyici şirketin kendisini bu işe adamış elemanıyla konuştuk. Bize açıkladığına göre, yarışmadan sonra birçok kimse şirkete başvurarak evlerini, eşyalarını, hatta işyerlerini yangına karşı sigorta ettirmişler ve demişler ki:
“Çocuklarımızın ısrarıyla yaptırıyoruz!..”
1986 yılında başyazarımızın yazdığı yazıdan ve verilen örnekten de anlıyoruz ki sigorta bilinci oluşturmak için yılmamak gerekiyor ve bunun için uğraşınca mutlaka sonuç alınıyor.

