Bundan 50 yıl önce, gazeteci Mehmet Barlas’ın İstanbul’u sarsan işhanı yangınlarıyla ilgili sigorta sektörünü eleştiren yazısına Şark Sigorta Genel Müdürü Hayri Başer dergimizde detaylı bir cevap veriyor.
1975 yılının son günlerinde İstanbul Sultanhamam ve Aksaray’da çıkan iki büyük yangın ciddi maddi hasara yol açmıştı. Sultanhamam’daki Gürün Han’da binlerce dükkan yok olurken, Aksaray’daki yeraltı çarşısı da büyük hasar aldı.
İstanbul ve Türkiye’nin gündemini uzun süre meşgul eden yangınlarla ilgili Türk basın tarihinin en popüler isimlerinden Mehmet Barlas, Günaydın gazetesinde iki yazı yazarak reasürans sistemini eleştiriyor. Barlas’a göre yurtdışına çokça reasürans primi gönderiliyor ve bu da döviz kaybı anlamına geliyor. Bu arada şu ilginç notu aktarmak gerekiyor: Mehmet Barlas’ın babası Cemil Sait Barlas Milli Reasürans Genel Müdürüyken 1964 yılında geçirdiği trafik kazasında hayatını yitirmişti.
Barlas’ın eleştirilerinin Sigorta Dünyası’nın Arşivden sayfasına taşınmasının sebebi ise Hayri Başer’in Barlas’ın yazısına cevaben Sigorta Dünyası’nda kaleme aldığı yazı. Şark Sigorta Genel Müdürü ve Sigorta Dünyası yazarı Başer, “Ne yazık ki sigorta tekniğini bilmeyen eleştiricilerin sigortacılığımıza karşı sürdüregeldikleri yermeler hep dışarıya fazla reasürans yapıldığı yönünden gelmiştir” diyerek şu tespitlerde bulunuyor:
Rizikoyu azaltmanın en doğal icabı
“Riziko yoğunluğu dikeyine görülen yangınların özelliği konservasyonları daha az ve dolayısıyla reasürörleri daha çok etkilemiş olması, sigortacılıkta birleşik rizikoları ufaltma tekniğinin en doğal icabıdır. Sigortacılığımız dikkatli ve basiretli davranarak Katırcıoğlu ve Gürün İşhanları gibi içten geçmeli ve en azından beş milyarlık bir değer birikimini göz önünde tutmuş ve buna göre konservasyonlarını zaman zaman römanimana tâbi tutmuşsa tebrik edilmek lâzım gelir. Bu yüzden dışarıya fazlaca reasürans primi gönderildiğini ileri sürerek hayıflanmak yersizdir. Bu olayda gönderilenin kat kat ve uzun yıllar telâfi edilemeyecek miktarda fazlası, döviz olarak memleketimize getirilecek demektir.”
Başer, bu olayda asıl korkulacak noktanın aksinin yapılması yüzünden sigorta şirketlerinin sigortalılara tazminatları ödeyemez duruma düşmeleri olduğunu söyleyerek “Çok şükür, sigortacılığımız böylesine bir hataya düşmemiş” diyor.
Yangınlarda toplam sigorta bedelinin yarım milyarın üstünde olduğunu vurgulayan Başer, “Gerçekte bu rakam söz konusu yerlerdeki sigorta değerlerinin onda birinin bile altındadır; yani % 90’dan fazlası sigortasızdır. Asıl acınacak ve üzerinde durulacak taraf budur” diyerek halen gündemde olan koruma açığına dikkat çekiyor.
Hayri Başer, sigortacılığın 1974’te yurtdışına 600 milyon liradan fazla döviz çıkarttığı iddiasının yanlış olduğunu söyleyerek, “Her halde bilerek veya bilmeyerek reasürörlerden alınan reasürans komisyonları, ödenen tazminat ve muallâk hasar payları düşülmemiş; RCD Pool’ü, FAIR (Afrika Asya Sigorta Şirketleri Birliği), Türk Reasürans, Türk Hava, Türk Atom, Türk Hudut Pool’eri gibi Poollerimizle bizzat sigorta ve reasürans şirketlerimizin mütekabiliyet esasına dayanarak hâriçten sağladığı prim alimanları hesaba katılmamıştır. Katılmış olsaydı değil 600 milyon, 6 milyon bile bulamayacaklardı. Eğer Merkez Bankası’ndan sigortacılığımızın reasürans işlemlerine ilişkin döviz giriş ve çıkış bakiyelerini istemiş olsalardı her halde kendileri de bizi doğrulamış olacaklardı” diyor.

