Tüketiciler, poliçe satın alırken kaliteyi fiyattan çok daha zor değerlendiriyor. Hasar anına kadar bir poliçenin gerçek değerini fark etmekte zorlanabiliyor. Bu belirsizlik ortamında ucuz ancak dar kapsamlı ürünlerin şeffaf ve kapsamlı ürünlerle fiyat rekabetine girmesi kaçınılmaz. Rasyonel “görünen” tüketicinin düşük primli ürünlere yönelmesi uzun vadede piyasada kaliteli ürünlerin ve bu ürünleri sunan oyuncuların tutunmasını güçleştirir.
****
Geçtiğimiz günlerde Prof. Dr. Ceyhun Elgin’in “Gresham Kanunu: Kötü Para İyi Parayı Kovduğunda” başlıklı yayını Gresham Yasası sigorta sektörü için de ne kadar geçerli olduğunu fark etmeme vesile oldu.
Gresham Yasası 16. yüzyıldan bugüne uzanan basit ama derin bir gözlemi ifade ediyor: kötü para, iyi parayı piyasadan kovar. Konunun çıkışı o dönemde madenî paraların tağşiş edilerek içlerindeki değerli maden miktarının azalmasının piyasadaki yansımasına dayanıyor. Günümüzde böyle bir madenî para sistemi olmasa da bu ilkenin para teorisinin ötesindeki özellikleri dolayısı ile bilgi asimetrisi ve fiyat rekabetinin hâkim olduğu her piyasada bu dinamiği gözlemlemenin mümkün olduğu fark edilmiş durumda. Sigortacılık sektörü de bu kuralın en çarpıcı biçimde işlediği alanlardan biridir.
Sigortacılığın iki yönü
Sigortacılığın iki yönünün yasayla çok yakın ilişkili olduğunu düşünüyorum: Birincisi, sigortacılığın da tamamen güven üzerine inşa edilmiş olması. Aynı paraya duyulan ya da daha doğrusu duyulması gereken güven gibi sigorta şirketlerine ve sigorta piyasasına da güven duyulması sistemin işlemesi açısından kaçınılmaz. İkincisi ise bilgi asimetrisi: Sigorta şirketi riskin doğasına ilişkin bilgiye erişmekle uğraşırken sigortalılar da poliçe teklifleri geldiğinde sigorta ürünlerinin detaylarında kaybolabiliyor (son zamanların güncel konusu sigorta aracılarının bu konudaki işlevini not etmekte yarar görüyorum).
Tüketiciler, poliçe satın alırken kaliteyi fiyattan çok daha zor değerlendiriyor. Hasar anına kadar bir poliçenin gerçek değerini fark etmekte zorlanabiliyor. Bu belirsizlik ortamında ucuz ancak dar kapsamlı ürünlerin şeffaf ve kapsamlı ürünlerle fiyat rekabetine girmesi kaçınılmaz. Rasyonel “görünen” tüketicinin düşük primli ürünlere yönelmesi uzun vadede piyasada kaliteli ürünlerin ve bu ürünleri sunan oyuncuların tutunmasını güçleştirir.
Sağlık sigortalarındaki açmaz
Abbring, Chiappori, Heckman ve Pinquet’in, 2003 tarihli “Adverse Selection and Moral Hazard in Insurance: Can Dynamic Data Help to Distinguish?” makalesi Gresham Yasasının sağlık sigortalarındaki yansımasını gözler önüne seriyor: Kendisi sağlıklı ve aile geçmişi daha iyi bireylerin poliçe yaptırmaktan kaçınması, sağlık riski taşıyanların ise poliçeye sahip olma eğiliminin artması sigortalı portföyünün daha riskli bireylerden oluşmasına neden oluyor. Bu da sağlık sigortalarının ortalama priminin yükselmesine neden olarak sağlıklı bireylerin sisteme girişini daha da zorlaştırıyor. Türkiye’deki yenileme garantisi tartışmaları açısından çok tanıdık bir durum.
Bu yasanın makro ölçekte de çalıştığını söylemek mümkün. Mevzuata ve yargı kararlarına ilişkin konular bir kenara konulsa da kronik enflasyon ve döviz oynaklığı (ya da oynaklık olması beklenen yerde olmaması) şirketlerin piyasada uzun vadeli fiyatlandırma yapmasını neredeyse imkânsız kıldı. Şirketler sürdürülebilir teknik kâr marjlarını koruyamaz hale geldikçe piyasadan çekilmeler yaşandı. Geride kalan oyuncuların ise hayatta kalmak için bazı durumlarda yeni düzenlemeler ile engellenmek durumunda kalan nasıl yaratıcı yollar geliştirdiği sektördeki herkesin malumu. Tüketici açısından bakıldığında piyasa varlığını sürdürüyor; ancak sunulan ürünler ve teminatlar ciddi bir erozyon riski taşıyor. Bu tam olarak Gresham’ın öngördüğü tablo: Kötü ürün, iyi ürünü piyasadan kovar; geriye yalnızca kötü ürün kalır.
Gresham Yasası bir kader değil
Bu kısır döngüyü kırmak, yalnızca piyasa dinamiklerine bırakılamayacak kadar yapısal bir sorun. Şeffaf prim karşılaştırma platformları, zorunlu kapsam standartları ve makroekonomik istikrar, kaliteli oyuncuların piyasada tutunabilmesinin ön koşullarıdır. Gresham Yasası bir kader değil; doğru düzenleyici müdahaleyle tersine çevrilebilecek bir eğilimdir. Piyasanın tüm taraflar için sağlıklı işlemesi için düzenleyici müdahaleler kaçınılmaz görünüyor. Bu müdahalelerin hem sigortalıları koruyacak hem de sigorta şirketlerinin varlıklarını sürdürmesini sağlayacak şekilde yapılması da oldukça ince bir çizgide hareket etmeyi gerektiriyor.

