Parkinson hakkında bilmedikleriniz…

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji uzmanları, Dr. Öğr. Üyesi Tülay Alışkan Oral ve Uzm. Dr. Hakan Çavuş, parkinson ile ilgili tüm merak edilenleri anlattı.

Hastalığın evreleri nelerdir?

Parkinson hastalığını 5 evreye ayırabiliriz. Birinci evrede kişi genellikle günlük aktivitelere engel olmayan hafif semptomlara sahiptir. Titreme ve diğer hareket semptomları vücudun yalnızca bir tarafında görülür. Duruş, yürüme ve yüz ifadelerinde değişiklikler meydana gelir. İkinci evrede belirtiler kötüleşmeye başlar. Titreme, katılık ve diğer hareket semptomları vücudun her iki tarafını da etkiler. Yürüme sorunları ve duruş bozukluğu belirgin olabilir. Kişi yine de yalnız yaşayabilir ancak günlük işleri yapmak daha zorlaşmıştır. Üçüncü evre orta aşama olarak kabul edilir, denge kaybı ve hareketlerin yavaşlığı ayırt edici özelliklerdir. Düşmeler daha yaygındır. Kişi hala tamamen bağımsızdır, ancak semptomlar giyinme ve yemek yeme gibi aktiviteleri önemli ölçüde bozar. Dördüncü evrede semptomlar şiddetli ve sınırlayıcıdır. Yardımsız ayakta durmak mümkündür, ancak hareket için bir yürüteç gerekebilir. Kişi günlük yaşam aktivitelerinde yardıma ihtiyaç duyar ve tek başına yaşayamaz. Beşinci ve son evrede bacaklardaki sertlik, ayakta durmayı veya yürümeyi imkânsız hale getirebilir. Kişi tekerlekli sandalyeye ihtiyaç duyar veya yatalaktır. Tüm faaliyetler için 24 saat bakım gereklidir. Kişi halüsinasyonlar ve sanrılar yaşayabilir.

Parkinson hastalığının tedavileri nelerdir?

Öncelikle ilaç tedavileri ile başlanır. Uygun ve ileri evre hastalarda cerrahi tedaviler de mümkün olabilir. Diğer tedaviler, daha fazla istirahat ve egzersiz yapmak gibi yaşam tarzı değişikliklerini içerir. Parkinson semptomlarını tedavi etmek için kullanılabilecek birçok ilaç vardır, ancak henüz hiçbiri hastalığın etkilerini tersine çeviremez. İlaçları düzenli ve belli bir program çerçevesinde kullanmak son derece önemlidir.

Parkinson hastalığının günlük yaşam üzerindeki etkisi nedir?

Parkinson hastalığında evre ve dejeneratif süreç ilerledikçe günlük yaşam aktivitelerinin kısıtlanması söz konusu olur.

Hastalık hakkında araştırmalar devam ediyor mu? Genç yaşta da görülür mü?

Parkinson hastalığını daha çok 50 yaş ve sonrasında görmeye başlarız. Sıklığının 40 yaş ve üstü genel popülasyonda yüzde 0,3 olduğu tahmin edilmektedir. Gençlerde görülmesi nadirdir. Bununla beraber tedavi ve erken tanı açısından klinik çalışmalar devam etmektedir.

Parkinson hastalığı kadınlara oranla erkeklerde daha mı sık görülür?

Epidemiyolojik çalışmaların hepsinde olmasa da pek çoğunda parkinson hastalığının görülmesinde erkek üstünlüğü gözlenmiştir. Bu da erkeklerin Parkinson geliştirme riskinin kadınlardan daha yüksek olduğunu düşündürmektedir.

Parkinson hastalığı nedir?

Parkinson hastalığı; beyindeki nöronların işlev bozukluğu sonucu ortaya çıkan, kronik ve ilerleyici giden, hareket bozukluğuna neden olan bir hastalıktır.

Parkinson hastalığından kimler etkilenir?

Çok nadir olarak genç yaş gruplarında görülse de daha çok 60 yaş üzeri kişilerde görülür.

Parkinson hastalığının belirtileri nelerdir?

Çoğunlukla vücudun bir tarafında hareketlerin ileri derecede yavaşlaması, genellikle istirahat halindeyken ellerde görülen sürekli ve ritmik titreme, kasların düzensiz kasılması sonucu oluşan vücutta sertlik hissi ve duruş bozukluklarıyla ortaya çıkan Parkinson hastalığı, vücudun bir tarafında başlar ve bulgular yıllar içinde artarak vücudun diğer tarafına da geçer.

Parkinson hastalığı için risk faktörleri nelerdir?

Birçok farklı nörolojik hastalıkta olduğu gibi, Parkinson hastalığının da kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Doğrudan genetik geçişli olmasa da küçük bir kısmında hastalığa yol açabilecek çeşitli genetik özellikler keşfedilmiştir. Belirli toksinlere veya çevresel faktörlere erken maruz kalmanın da Parkinson hastalığının gelişme şansını artırabilmesi olasıdır.

Parkinson tanısı nasıl konulur?

Parkinson hastalığı ayırıcı tanısı için beyin MR görüntülemesi veya kan tahlili yapılabilir; ancak bu tetkikler Parkinson hastalığına benzeyen hastalıkları dışlamak amacı ile yapılır. Tanı, hastanın klinik hikayesi ve nörolojik muayene ile konulmaktadır.