Dr. Zeynep Stefan: 2030 Sanayi ve Teknoloji Strateji Belgesi’nde Sigorta Sektörü İzleri

83 sayfalık analizin ana yapısı “Milli Teknoloji Hamlesi”nin dayandığı beş ana sütun üzerinde yükselmekte. Bu bileşenler; “Yüksek Teknoloji”, “Dijital Ekonomi”, “Yeşil Dönüşüm”, “Küresel Entegrasyon” ve “Yapısal Dönüşüm”. Bu makro başlıkların hepsi aslında sigorta ve reasürans şirketlerinin ürün ve teminat yapısının nasıl şekillendirilmesi gerektiğini de belirlemekte.

-Dr. Zeynep Stefan

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan ve aylar önce kamuyla paylaşılan “2030 Yılı Sanayi ve Teknoloji Strateji Belgesi”ni büyük bir zevkle okumaya devam ediyorum. Belgenin geneli gelecek beş yıllık dönemdeki sanayi ve teknoloji yatırımlarının yönünü belirlemekle birlikte sigorta ve reasürans sektörümüz için de çok değerli bir rota çizmekte. Tıpkı elindeki çekiçle bütün sorunları çivi olarak gören biri gibi ben de dijital varlıklarla, merkez bankası parası veya ödeme hizmetleri ile ilgili okuduğum birçok raporda hep bir sigortacılık izi arıyorum. “Linklemek” zor ancak sonuçların oldukça yaratıcı olduğu konusunda kimsenin şüphesi yoktur diye düşünüyorum.

83 sayfalık harika analizin ana yapısı “Milli Teknoloji Hamlesi”nin dayandığı beş ana sütun üzerinde yükselmekte. Bu bileşenler; “Yüksek Teknoloji”, “Dijital Ekonomi”, “Yeşil Dönüşüm”, “Küresel Entegrasyon” ve “Yapısal Dönüşüm”. Bu makro başlıkların hepsi aslında sigorta ve reasürans şirketlerinin ürün ve teminat yapısının nasıl şekillendirilmesi gerektiğini de belirlemekte. Sigorta ve reasürans şirketlerinin teminat sağlamadığı bir sektörün gelişmeyeceğini bildiğimize göre gelecek beş yıllık dönemde sigorta şirketlerinin öncelikle kendi yapılarını yüksek teknoloji ile dönüştürmeleri gerektiğini; dijital ikizlerinin oluşturularak fiziki varlıklarından daha hızlı koşmalarının sağlanması gerektiğini; elde edilmesi planlanan sonuçların mutlaka “sürdürülebilirlik” perspektifiyle oluşturulması gerektiğini; mutlaka büyük düşünülmesi ve sigorta değer zincirinde (insurance value chain) küresel entegrasyonun hedeflenmesi gerektiğini ve son olarak atılacak bütün adımların nihai olarak “yapısal dönüşüm” ana hedefi çerçevesinde şekillendirilmesi gerektiğini görüyoruz.

Bu makro hedeflere ulaşırken “Strateji Belgesi”nin mutlaka yer alması gerektiğini belirttiği bazı özellikler söz konusu. Örneğin “bulut bilişimin stratejik öncelik olarak belirlenmesi” ve kurulmak istenen yapının mutlaka “Cloud-Native” olarak kurgulanması. Bu oldukça önemli bir madde. Nedeni ise sonradan dönüşümün maliyetinin yüksekliğini hepimizin deneyimlemiş olması. Diğer bir özellik ise “yerli yazılım”. Özellikle küreselleşme dalgalarının geriye sardığı ve “kendi sırtını kaşımanın” öneminin arttığı günümüzde “milli” ve “yerli” kaynaklar öne çıkmakta. Dolayısıyla sigorta ve reasürans şirketleri olarak ana faaliyetlerin gerçekleştirildiği yazılımın Türkiye’de üretilmesi ve mutlaka ihraç edilebilir şekilde üretilmesi büyük önem taşımakta. Diğer bir özellik ise her Türk’ün çok sevdiği bir özellik: “Yüksek hızlı veri iletimi”. Bu özellik klasik kahvaltılarımızda “Tübitak” ile görüştüğümüz temel özellikler arasında. Bizler için hız önemli ve hatta belirli bir düzeye kadar güvenliğin de önünde gelmekte. İktisadi yapımızın 2030 yılında 2,7 trilyon dolarlık büyüklüğü ile dünyanın 12. ekonomisi olmasını hedefliyorsak “yüksek hızlı veri iletimi” bütün faaliyetlerimizin temel özelliği olmalı. Diğer bir özellik ise “SBM” ile sigorta ve reasürans sektöründe belli ölçekte gerçekleştirilmiş “gerçek zamanlı izleme olanaklarının” oluşturulması. Ancak bu yapının ürün geliştirme, “sand box” oluşturma (kişisel olarak favorim) ve şu ana kadar sigorta ve reasürans sektöründe sonuca ulaştırılamayan ne kadar inovatif ürün varsa hayat geçirilme amacıyla kullanılması gerekmekte. Son özellik ise “Ulusal IoT Ekosisteminin Kurulması”. IoT (Internet of Things – Nesnelerin İnterneti) ile sigorta sektörünün aşk-nefret ilişkisi herkesin malumu. Telematikler ile çok da hoş olmayan sonuçlar elde edilmiş olsa da yeni nesil sanayinin bel kemiği olan nesnelerin interneti, sensörler ve veri iletimine aracılık edebilecek her türlü yapı hem teminat bileşeninin şekillendirilmesi hem de ürün geliştirme süreçlerinde kullanılabilmesi adına öncelikle sigortacıların da radarında olmalı. Türkiye’nin 2030 vizyonunu değerlendirmeye devam edeceğim. Dijital dönüşümün desteklenmesi, nükleer enerji programları, dijital gümrüklerle kurulacak dijital ürün pasaportu yapısı, HIT-30 kapsamında desteklenecek ana sektörler bir sonraki yazımın konusu olacak.