“Mesleğindeki yetkinliği ve insani yönüyle sevilen, sayılan bir isimdi. İşini hayatının doğal bir parçası olarak görür, insani yaklaşımıyla da profesyonel yaşantısını zenginleştirirdi. İyi bir sigortacıydı. 20 Aralık 2025’te aramızdan ayrıldı.”
****
Geçen gün bir meslektaşımız, “Sektörde sizi tanıyanlar var” dedi. Gülümsedim. İş yoğunluğu içinde sektör için gönüllü çalışan kişilerden biri olarak bu ifade, beni alıp hasar danışmanlıklarıyla sektöre tecrübesini aktaran, iletişimiyle insanlar ve kurumlar arasında köprü kuran kadim dostum Ercüment Güvenç’e götürüverdi.
Mesleğindeki yetkinliği ve insani yönüyle sevilen, sayılan bir isimdi. İşini hayatının doğal bir parçası olarak görür, insani yaklaşımıyla da profesyonel yaşantısını zenginleştirirdi. İyi bir sigortacıydı. 20 Aralık 2025’te aramızdan ayrıldı. İstedim ki onun gibi üreten, hatırnaz, dinamik, dosdoğru bir sigortacıdan geriye bir iz kalsın… Ve şahsında; onun gibi sektörü tanıtan, sevdiren, iş birliklerine kaynak olanlara —herkes tanımasa da— ne kadar değerli olduklarını fısıldayalım.
Ercüment, 3 Aralık 1961’de, Azeri kökenli memur bir baba ve ev hanımı bir annenin dört çocuğunun en küçüğü ve tek erkek çocuğu olarak dünyaya geldi. Eğitim hayatından sonra Milliyet Gazetesi’nde Nedret Koruyan ile çalışmış, Ticaret Sigorta A.Ş.’nin kuruluşunda onun sağ kolu olmuştu. Bu dönemde başlayan sigortacılık hayatı, aramızdan ayrılana kadar devam etti.
Karınca misali çalışan, bulunduğu ortama değer katan yapısı benzer yanımızdı. Onu sektörde tanıyanlar da vardı, tanımayanlar da… Ercüment Güvenç, yaptığı işe hakkını veren; sigorta sektörünün temel ilkelerine sadık kalarak iş süreçlerini yöneten ve beşerî ilişkilerindeki başarısıyla birçok zorlu hasar sürecini etkin şekilde yönetmişti. Ofisi silahlarla basan bir aşirete bile hasarın neden ödenemeyeceğini anlatabilmişti.
Mütevazı ve paylaşımcı olması ortak yanımızdı. Mevzuata hâkimiyeti, risk değerlendirme ve karar verme yeteneği, suiistimalleri tespit konusundaki yetkinliği, tarafsızlığı ve güçlü iletişim becerisi; müşterilerden eksperlere, özel servislerden hukukçulara kadar kurduğu geniş iletişim ağı sayesinde iş hayatındaki zorlukları kolayca aşmasına kaynak oldu. Sektörü, yaptığı organizasyonlarla bir araya getirirdi. Doğum günlerini atlamaz, hediyeleriyle herkesi onore ederdi. Kendini geliştirmeyi severdi. Ailesini, kızını ve ablalarını çok severdi. Güzel hatırlanmayı önemserdi. Öyle de oldu. Sigortacılık mesleğine kazandırdığı kişiler, yetiştirdiği hasarcılar, sektör yöneticileri ve onu güzel hatırlayacak birçok özel isim, Ataşehir’deki Mimar Sinan Camii’ne son görev için geldi.
Herkes güzel şeyler söyledi hakkında… Avukat Tekin Esatoğlu, “Tempolu ve zorlu bir sektörde, çevresindekilere enerji veren bir renk ve soluk gibiydi. Kendisi de hasarcı olmasına rağmen, o stresle başarıyla mücadele eder; her olaydan mutlaka bir tebessüm çıkarırdı. Bu hissiyatla sık sık şakalar yapar, sonunu da tatlıya bağlardı” dedi bir çırpıda.
Meslektaşı Hasan Özleyiş Gökyer ise şunları söyledi: “Sigortacılık sadece poliçe, hasar dosyası veya rakamlardan ibaret değildir; bu meslek, her şeyden önce güvene ve kadim dostluklara dayalı bir gönül işidir. İşte bu gönül bağının en güzel örneklerindendir üstadımız. Kendi evinde gerçekleştirdiği meşhur ‘Sigorta Üstatları’ toplantıları, sektörün duayenlerinin toplandığı bir akademi gibiydi. Sadece bilgi paylaşılmaz, o masalarda sektörün ruhu beslenirdi. Hele kendi elleriyle hazırladığı yemekler… Ercüment’in sofrası da gönlü gibi herkese açıktı; o sofralarda edilen sohbetlerin tadı dimağımızda hep taze kalacak. Arkasında sadece başarılı bir kariyer değil; iyilikle anılan bir isim, dumanı tüten dost sofraları ve sarsılmaz bir beyefendilik bıraktı.”

Sema Tüfekçiler, sektör için yaptıkları ortak çalışmalara değindi: “Sigorta Üstatları toplantısına ‘SÜT’ adını verdiğimdeki heyecanı dün gibi hatırımda… ‘İsim annesi sensin’ derdi! İlk toplantıya yüzlerce duayen sigortacının gelişi onu çok mutlu etmişti. En son, ‘Çok güzel bir SÜT organize edelim, benim jübilem olsun,’ demişti. Şimdi hayalim; dostlarıyla birlikte, ona yakışır bir SÜT gecesi organize etmek. Gücümüz yettiğince tüm duayenleri bir arada anmak. Ona hep söylerdim: ‘Vefa bir semt değildir,’ sonra da birlikte gülerdik.”
Davranışlarıyla dostluğunu sergileyen, bir şey demeden onu anlatan isim ise Eyüp Özsoy oldu. Sadece bir fotoğraf karesi paylaştı benimle… Çok şey anlatan bir kare… Sektör için yapılan organizasyonlardan meslektaşlara verilen değere, gülümsemenin güzelliğine kadar…
“Geriye kalan hoş bir seda,” derler ya…
İşte Ercüment’i anlatan söz.

