Dr. Zeynep Stefan: 2025’ten 2026’ya

Kocaman bir yılı oldukça hızlı bir şekilde geride bıraktık. Sigorta sektöründe en fazla sermaye yeterliliğini, kârlılığı ve likiditeyi konuştuk. Avrupa Birliği’ndeki geçerli metodoloji Solvency II 10’uncu yılını tamamladı, görece az likit varlıklar daha yakından takip edildi, iklim değişikliğinin farklı bir kategoriye çektiği hasar maliyetlerini yönetebilmek için yapay zekanın kullanımı hem önleyici hem de tespit edici kontrollerle öne çıktı.

-Dr. Zeynep Stefan

2025 yılında dijital dönüşüm fena değildi ancak beklendiği kadar derin sonuçları ortaya çıkaramadı. En kayda değer ve sektör açısından önemli bulduğum gelişme ise sigorta temelli yatırım ürünlerinde (Insurance Linked Securities) yıllık getirinin %12 bandını geçmesi ve bu tür yatırım ürünlerinin önemli bir bölümünü oluşturan afet bazlı tahvillerin (CatBond) getiri oranının rekor kırarak %10’a yaklaşması oldu. 2025 yılında ihraç edilen sigorta temelli tahvillerin toplam değeri 26 milyar dolara ve bu yatırım ürünlerinin oluşturduğu pazarın toplam değeri de 60 milyar dolara ulaşmış durumda. Yılı pozitif bir getiriyle kapatan afet bazlı bir yatırım ürünü iki şey söyler; ya hasarlar sigortacılar tarafından beklenildiğinden daha iyi yönetilmiştir ya da önceki yıl öngörüldüğü derecede yüksek hasar frekansı gerçekleşmemiştir. Hasarların iyi yönetilmesi oldukça olumlu bir gelişme ancak hasar frekansının hazırlanılandan düşük gelmesi beklenti yönetiminde daha sofistike yöntemlerin kullanılmasını gerekli kılmakta. Durum hızla aksiyon almayı gerektirmekte, ancak Avrupa Birliği bir süre daha mevcut analizlerini kullanmaya devam edecektir. Dolayısıyla bu alanda 2026 yılında önemli gelişmeler beklemiyorum.

2025 yılında katıldığım konferanslar bana Avrupa Birliği genelinde iplerin biraz gevşetileceği izlenimi verdi. Ülkeler arası regülasyon farklılıkları azaltılmakla birlikte 2026 yılında enflasyon ve artan jeopolitik risklerle daha çok baş etmek zorunda olacak sigorta ve reasürans şirketleri için işler, en azından düzenleyici kurumlar tarafından biraz kolaylaştırılacak. Kara para aklama ve terörün finansmanının Avrupa Birliği bünyesinde engellenmesine yönelik görevlendirilen ve merkezi Frankfurt’ta bulunan A.M.L.A.’nin kuruluş ve organizasyon faaliyetlerine yönelik gözlemlediğim yavaşlamayı ve büyük bir heyecanla üzerinde çalıştığım ve Almanya’da eğitimler düzenlediğim Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Düzenlemesi uygulamalarının ertelenmesini de bu genel yaklaşıma bağlamaktayım.

Yaratılmak istenen kolaylık ve daha az sürtünmeyle ilerleme ortamının beraberinde yenilikçi teminat ürünlerini getirmesini beklemiyorum. Bence Avrupa Birliği uzun zaman önce bu konuda havlu atmış durumda. Hızla yaşlanan nüfusa rağmen ürün çeşitliliğinin arttırılmaması ve tek çözüm olarak ucuz iş gücünün ülkeye çekilerek bakım hizmetlerinde çeşitlendirilmesi yerine iş gücü arzının düzenlenmesi bu durağan düşünce tarzının bir yansıması. Ancak bildiğimiz gibi, ucuz iş gücünün özellikle yaşlı bakımının yönetilebilir fiyatlarla sağlanabilmesi yönelik bir çözüm olarak ortaya çıkmasının getirdiği başka sosyal ve kültürel sorunlar da mevcut. Birlik ülkeleri tarafından hangisinin tercih edileceğini göreceğiz.

2026 yılında sigorta sektöründe bulut uygulamalarının arttırılacağına dair birçok farklı kişinin yorumlarını okudum ancak ben halen Avrupa Birliği için erken olduğunu düşünüyorum. Avrupa Birliği ne yazık ki kâr marjları kritik seviyeye gelene kadar gelenekseli korumaya özen gösteriyor. Onlara göre sigorta sektörü halen kârlı, yeterli temettüyü dağıtmakta ve yatırımcılarını memnun etmekte. Artan operasyonel maliyetlerin azaltılması için işgücü optimizasyonu, bulut çözümleriyle daha sürtünmesiz müşteri deneyimi, ürün çeşitliliğinin arttırılması gibi olumlu gelişmeler ancak sektörün gelişmesi yavaşladığında bir opsiyon olarak karşımıza çıkabilir. Birlik’in statükosunu koruyucu yaklaşımının 2026’da da değişmeden devam etmesini bekliyorum. Tabi burada iki istisna hemen gözüme çarpmakta. Bir tanesi Eylül’den beri yaşadığım Lihtenştayn ve diğeri Lihtenştayn finansal piyasalarını yönlendiren İsviçre. 2026’nin en yenilikçi hareketlerini bu iki ülkenin piyasalarından bekliyorum.

29 Ocak’ta Frankfurt’ta çok önemli bir konferansa katılacak ve Avrupa Birliği bünyesinde iplerin ne kadar gevşetileceği ve ne zamana kadar mevcut durumlarını korumayı düşündükleri sorularının cevabını EIOPA’nın “Supervision with Impact” toplantısında arayacağım. 2017 yılından beri her sene katılmaya önem verdiğim bu toplantıda sigorta sektöründeki makro dinamikleri anlamak ve en tepedekilerin nasıl bir bakış açısıyla yılı şekillendireceklerini görmek benim için oldukça değerli. Konferansla alakalı görüşlerimi de bir sonraki yazımda paylaşıyor olacağım.