Taksonomi, CSRD ve Madde 8… Avrupa Birliği’nin sürdürülebilirlik eksenli yeni raporlama düzeni, sigorta ve reasürans şirketlerinin faaliyetlerini yeniden şekillendiriyor. 16 Temmuz’da yapılacak toplantı ise hem uygulamadaki soru işaretlerine hem de sektörün gelecekteki rekabet koşullarına ışık tutacak önemli bir dönüm noktası olmaya aday.
****
16 Temmuz’da sigorta ve reasürans sektörlerinin 2035’e kadar olacak kurumsal kârlılığını yakından ilgilendiren sürdürülebilirlik ve sermaye yeterliliği raporlamaları süreçleriyle alakalı kritik bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirilecek. Avrupa Birliği bünyesinde faaliyet gösteren şirketlerin raporlama sorumlularının ve risk yöneticilerinin katılacağı ve bence kafalardaki soru işaretleriyle oldukça hararetli geçecek toplantıda sürdürülebilirlik raporlamalarının temel prensibi olan taksonominin uygulama özelliklerinin yer aldığı 8’inci madde ve olası suiistimal girişimlerinin nasıl engelleneceği konuşulacak. Peki Avrupa Birliği Komisyonu 8’inci madde üzerinde neden bu kadar duruyor ve taksonomi ile ilgili belirleyeceği strateji neden raporlama sorumluları tarafından bu kadar hayati bulunuyor?
Önemli bir yapıtaşı
Bütün finansal raporlamaların temelini oluşturan ve aslında genel olarak bir eşleştirme faaliyeti olan taksonomi, daha önceki yazılarımda değindiğim CSRD (Corporate Sustainability Reporting Directive – Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi) tarafından çerçevesi çizilen ve uygulama alanları netleştirilen oldukça önemli bir yapı taşı. Taksonomi faaliyetlerinin tanımlanması ve alt bileşenlerinin belirlenmesi ile sigorta ve reasürans şirketleri tarafından gerçekleştirilecek finansal yatırımların ve operasyonel faaliyetlerin ne kadarının sürdürülebilir veya “yeşil” olduğu netleştirilmekte, raporlama sorumluları için açık ve ölçülebilir performans kriterleri konulmakta ve gerçek olmayan sürdürülebilir faaliyetlerin elenerek elverişli finansman fırsatlarının hak eden kurumlarla buluşturulması planlanmakta. Komisyon’un özellikle üzerinde durduğu Madde 8 ise sürdürülebilirlik raporlamasının gereklilikleri çerçevesinde dikkate alınması gereken performans kriterlerini, elementer branşta gerçekleştirilecek “underwriting” faaliyetlerinin nasıl şekillendirilmesi gerektiğini ve fon birikiminin temelini oluşturan yatırım faaliyetlerinde dikkate alınması gereken kısıtları belirlemekte. Kısaca düzenleyici kurumlar eliyle çizilen yeni bir düzenleme çemberi mevcut ve bu çember içerisinde sigorta ve reasürans şirketlerinin etkinliklerini ve dolayısıyla kârlılıklarını nasıl azamileştirilecekleri de Madde 8 tarafından şekillendirilmekte. Toplantının oldukça çekişmeli geçmesinin temel sebebi de bu: Toplantı çıktılarının direkt şirket finansallarını etkileyecek olması ve buna rağmen EIOPA tarafından düzenleyici kurumlar arasındaki risk iştahı farklılıklarının giderilmesi için somut bir girişimde bulunulmaması.
Sektörde erteleme beklentisi hakim ama….
29 Ocak 2026 tarihinde Frankfurt’ta gerçekleştirilen yıllık olağan toplantısında da özellikle taksonomi aşamasına geçilmeden önce sigorta ve reasürans sektörlerindeki “arka kapı” uygulamalarının sonlandırılması ve haksız rekabet koşullarının yaratılmasının engellenmesine yönelik talepler dile getirilmişti. Aradan geçen altı ayda EIOPA, birçok ülkenin regülasyon liderlerini ofisinde ağırladı ancak kafaları karıştıran 8’inci madde ile ilgili resmi bir açıklama gelmedi. Bununla birlikte, Avrupa para piyasalarında yükselen enflasyonist baskı ve artan rekabetçi unsurlar dolayısıyla resmi olarak 2024 yılında başlayacak olan CSRD sorumlulukları ertelenmiş, 2025 ve 2026 yılları raporlama takvimi isteğe bağlı hale getirilmişti. İlk kapsamlı raporlamanın da 2028 yılı verileriyle 2029 yılı ilk yarısında hak sahipleriyle paylaşılması planlanmıştı. Süreç katılımcılar lehine genişletilmiş ve zaman baskısı ortadan kaldırılmış gözükebilir ancak 2026 yılını neredeyse bitirdik ve CSRD’de belirtilen portföy “temizlenmesi” faaliyetleri için önümüzde sadece 2027 yılı var. İşte taksonomi tam da bu adımda öne çıkıyor. Zira, sigorta ve reasürans şirketlerinin yatırım portföylerini dünden bugüne bir anda değiştirmesi imkansıza yakın ve şirketlerde yeni bir erteleme beklentisi (nedense) hakim. Bu taleplerini Ocak ayında benim de katıldığım yıllık olağan toplantısında da dile getirmişlerdi. Ancak Komisyon erteleme olasılığını çok net bir şekilde reddetti.
Şirketlerin bütün yatırım stratejilerini yeniden düzenlemelerini gerektirecek bu kapsamlı değişiklikle alakalı halen neden bu kadar rahat olduklarına anlam verememekle birlikte benim bilmediğim bir detayı bildiklerini düşünmeye başladım. Zira, piyasada ne bir radikal portföy değişikliği ne de birleşme veya satın alma etkinliği yer almakta. Sanırım bu senenin yoğun stresli zamanlarından dolayı Avrupa tatil moduna erkenden girdi. Ancak zaman işliyor! Tik Tak! Tik Tak!
Toplantının nasıl geçtiğiyle ilgili izlenimlerimi bir sonraki yazımda paylaşacağım.

