İklim krizinin sağlık bilançosu ağırlaşıyor: Sıcağa bağlı ölümler yüzde 36 arttı

Lancet Countdown’ın 10. yıllık raporu, iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin hızlandığını ortaya koydu. Temiz enerji ve uyum yatırımlarına rağmen büyüyen sağlık tehditleri, Türkiye’de düzenlenecek COP31 öncesinde acil eylem çağrılarını güçlendirdi.

Bloomberg’in haberine göre, iklim değişikliğiyle bağlantılı sağlık riskleri yalnızca artmakla kalmıyor, önceki on yıla kıyasla daha hızlı büyüyor. Küresel ısınma ile insan sağlığı arasındaki ilişkiyi izleyen Lancet Countdown’ın 10. yıllık raporu, temiz enerjiye geçiş ve sağlık sistemlerini güçlendirme çalışmalarının sağladığı kazanımların, artan zararları karşılamaya yetmediğini gösteriyor.

146 araştırmacının katkısıyla hazırlanan ve 54 göstergeyi inceleyen rapor, Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonraki dönemi önceki on yılla karşılaştırıyor. Araştırmacılar, hükümetleri sağlığı iklim ve enerji politikalarının merkezine yerleştirmeye çağırıyor.

2023’te sıcaklıkla ilişkili 710 bin ölüm

Rapora göre, 2016-2023 dönemindeki yıllık ortalama sıcaklıkla ilişkili ölümler, 2006-2015 dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 36 arttı. Yalnızca 2023’te dünya genelinde tahmini 710 bin ölüm sıcaklıkla ilişkilendirildi.

Lancet Countdown, bu yıl ilk kez sıcaklıkla ilişkili ölümlerin ne kadarının insan kaynaklı iklim değişikliğine atfedilebileceğini de hesapladı. Analize göre, 2023’teki ölümlerin yüzde 70’inden fazlası insan faaliyetlerinin yol açtığı küresel ısınmayla bağlantılıydı.

Bloomberg’in aktardığı hesaplamalara göre, 2016-2023 döneminde yaklaşık 3 milyon sıcaklıkla ilişkili ölüm küresel ısınmaya atfediliyor. Aşırı sıcaklar, sağlık üzerindeki doğrudan etkilerinin yanında çalışma kapasitesini ve ekonomik üretimi de azaltıyor. Güneydoğu Asya ve Afrika, bu kayıplardan en fazla etkilenen bölgeler arasında bulunuyor.

Dünya topraklarının yarısından fazlasında aşırı kuraklık

Raporda suyla bağlantılı risklerin de büyüdüğüne dikkat çekiliyor. Dünya kara alanlarının yaklaşık yüzde 52’si, 2025’te en az bir ay boyunca aşırı kuraklık yaşadı. Bu oran, kayıtlardaki en yüksek ikinci düzey oldu.

Uydu verilerine dayanan analiz ise 2003’ten bu yana dünya kara alanlarının yüzde 80’inde yer altı suyu depolamasının daha kuru veya daha nemli koşullara doğru belirgin değişimler gösterdiğini ortaya koydu. Bu değişimler, gıda güvenliğini, içme suyu kaynaklarını ve sanitasyon koşullarını tehdit ediyor.

Bloomberg’in haberinde görüşlerine yer verilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell, iklim krizinin insan sağlığı üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Stiell, ölümcül sıcak hava dalgaları ve sellerin yanı sıra gıda güvensizliği, kirlilik ve hastalık risklerindeki artışa dikkat çekti.

Temiz hava kazanımları hayat kurtarıyor

Rapor, iklim değişikliğiyle mücadelede atılan adımların sağlık açısından somut faydalar sağladığını da gösteriyor. Fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinin 2016’dan bu yana azaldığı en az 77 ülkede, daha temiz havanın yılda yaklaşık 323 bin ölümü önlediği tahmin ediliyor.

Buna karşın fosil yakıtlar, küresel enerji arzının hâlâ yüzde 80’inden fazlasını karşılıyor. Araştırmacılar, temiz enerjiye geçişteki ilerlemenin sağlık üzerindeki büyüyen yükü azaltacak hız ve ölçeğe ulaşamadığını belirtiyor.

Sağlık sistemlerinde hazırlık artıyor, finansman açığı sürüyor

Ülkelerin sağlık sistemlerini iklim değişikliğine hazırlama çalışmalarında da ilerleme var. Dünya Sağlık Örgütü’nün 194 üye devletinden 56’sı, sağlık hizmetlerinin iklim değişikliğine uyumunu amaçlayan ulusal planlara sahip. Bu sayı 2015’te 14 düzeyindeydi.

Ancak planların uygulamaya geçirilmesi için gereken kaynaklara erişim önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Bloomberg’e konuşan Health Care Without Harm CEO’su Emily Bancroft, konuya ilişkin farkındalığın ve çalışmaların cesaret verici olduğunu, buna karşılık uygulama için gereken finansmanda ciddi bir açık bulunduğunu belirtti.

COP31 öncesinde yayımlanan raporun yazarları, iklim değişikliğinin küresel bir sağlık acil durumu olarak tanınmasını istiyor. Araştırmacılar, emisyonların azaltılmasının yanında sağlık sistemlerinin dayanıklılığını artıracak yatırımların ve uyum finansmanının hızlandırılması çağrısında bulunuyor.

Rapora ulaşmak için: https://data.lancetcountdown.org/data-explorer/visual-summary