Çanakkale yangınlarının bize gösterdikleri… ZAS’ın bir an önce hayata geçirilmesinin gerekliliği… Yangın bölgesinden bildiren Balkır Demirkan’ın çözüm önerileri…
-Birant Yıldız*
İklim değişikliğinin yarattığı sorunlar dünyanın ve ülkemizin ana gündemi olmalı. Bazı ülkelerde bu meseleye ciddi mesai harcansa da bizde farklı gündemlerden iklimin etkilerine pek sıra gelmiyor. Yaz aylarında artan orman yangınları ise iklim değişikliğinin sonuçlarını acı bir şekilde ülkemizde de gösteriyor.
Yapılan çalışmalarda, Akdeniz** ve civarının yerkürede iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerin başında geldiği yıllardır vurgulanıyor. Sıcaklık artışı, kuraklık, şiddetli rüzgarlar gibi aşırı hava olayları artık her yıl kendini iyice hissettiriyor. Bu yıl Haziranın ilk haftasından Temmuzun ilk haftasını da içine alan dilimde İzmir, Manisa, Balıkesir, Sakarya, Bilecik, Eskişehir, daha sonra Karabük’te büyük orman yangınlarında binlerce hektarlık orman alanı yok oldu. Yangını söndürmeye çalışan emekçiler hayatlarını kaybetti. Ağustosun ilk haftasında ise bu kez Çanakkale, Hatay ve ardından Ezine’nin Enez ilçesindeki yangınlarda büyük hasarlar oluştu. Çanakkale’de çok sayıda ev yanarak kullanılmaz hale geldi.
Can veren hayvanları ise yazmaya elim varmıyor.
Yangın sigortası
Köydeki evim için geçen seneden bu yana sigorta yaptırmaya çalışıyorum. Önce reddedilmesine karşın acentemin becerisi ve belki de benim 20 yılı aşkın süredir sigortacılık alanında yayıncılık yapmam, sigorta şirketinin teminat vermeyi kabul etmesini sağladı. Tesadüfe bakın ki, poliçeyi aldıktan bir gün sonra evimin bulunduğu köyün bağlı olduğu ilçede orman yangını çıktı! Kuş uçuşu altı-yedi kilometre uzaklıkta çıkan bu yangında bazı köylerdeki evler maalesef yanarak kullanılmaz hale geldi.
Bence bu evlerin hiçbirinde sigorta yoktu. Çünkü şehirlerdeki evlerin çoğunda sigorta yokken, zorunlu deprem sigortası oranı bile yüzde 50’lerde gezinirken köylerde yaşayanların kısıtlı bütçeleriyle sigorta yaptırmayı düşünebileceklerini sanmıyorum.
Sigorta şirketleri ise yazlık sınıfına giren, üç aydan fazla boş kalan evleri sigortalamaktan uzak durabiliyor. Bu konutlarda oluşacak hırsızlık ve su basması gibi hasarların ise hiçbir sigorta şirketini batırmayacağından eminim.
Ancak, olaya başka bir yerden bakmak istiyorum: Farkındalık.
Yangın gibi afetler canımızı çok acıtsa da, artık “geçmiş olsun” temennilerinin ötesine geçmemiz gerekir. Bu yangınlardan sonra ülkemizdeki milyonlarca ev sahibine sigortanın önemini anlatmak bence artık eskisi kadar zor olmamalı. Sektörün tüm satış örgütlerinin bu konu üzerinde yoğunlaşıp, diğer departmanlardan da alacakları destekle, sigortalanmayan binlerce evi sigortalı hale getirebileceğine inanıyorum.
Evet, krizden fırsat çıkarılmalı ve bu ülkede sigortacılığı büyütmek için kollar gerçekten sıvanmalıdır. 2025 yaz sezonu bunun için bir milat olmalıdır.
Hep söylenir: Sigortacılık büyük sayılar olmazsa gelişmez. Ne kadar çok sigortalı konut olursa sigorta o kadar ucuza satın alınır. Dolayısıyla, deprem ve yangın afetlerinden sonra geçmiş olsun demek yerine, geçmesini sağlayacak tedbirlerin başında gelen sigorta teminatını yaygınlaştıracak yollar bulunmalıdır.
ZAS
Bu konuyla ilgili üzerinde durulması gereken ikinci önemli husus ise zorunlu afet sigortası, yani ZAS. Birkaç yıldır DASK’ın yerine diğer afetleri de kapsayarak yürürlüğe girmesi beklenen ZAS’ın hayata geçmesi için bu yangınlar hızlandırıcı olmalı. Köylerdeki evlerin de sigortalanmasıyla artacak sigortalı sayısı, bu sigorta türünün zamanla daha kolay satın alınmasını sağlayacaktır.
En büyük maddi hasara neden olan deprem bile sigortalanabilirken, sınırlı sayıda konuta zarar verecek yangın, sel, fırtına hasarlarının daha kolay teminat altına alınabilmesi gerekir. Kahramanmaraş depreminde 10 şehirde 600 binin üzerinde konut hasar görürken, bir orman yangınında hasar görecek konut sayısı ise buna göre çok sınırlıdır. Ancak, ev sahipleri açısından bakılacak olursa, onların gönül rahatlığı ve bu rahatlığın sigorta sayesinde olması paha biçilemez değerdedir. Bunun yaygınlaştırılması sektör ve düzenleyici için bir görevdir.
Balkır Demirkan’ın önerileri
Bu arada son bir notu ise Çanakkale Güzelyalı’daki yangın sırasında afet bölgesinde olan Sevgili Balkır Demirkan’a atıfta bulunarak aktarmak istiyorum. Olaydan sonra sosyal medyada bir paylaşım yapan Demirkan, Fransa’daki zorunlu sorumluluk poliçeleriyle otomatik yenileme kanunlarının ülkemizde de bir an önce yürürlüğe alınması gerektiğinin altını çizdi. Sektörde teknik sigortacılık bilgisi en üst noktadaki profesyonellerden olan Demirkan, son mekanizma olarak da sigortasız riskler havuzunu önererek, regüle edilecek bu havuzun bir sigorta şirketi gibi işletilmesinin uygun olacağını yazdı. 40 milyon konutun 5 milyonunda konut sigortası olduğunu belirten Balkır Demirkan, DASK tarifesinin konut poliçesiyle entegre edilerek 35 milyon ilave poliçenin uygun fiyatla risk havuzuna dahil edilebileceğini vurguladı.
Son söz olarak, deprem ülkesi olan Türkiye bir de yangın coğrafyası olmaya doğru giderken, “sigorta halkın afetlere karşı en yakın yoldaşıdır” diyerek şimdilik nokta koyalım.
*Sigorta Dünyası Genel Yayın Yönetmeni
** https://www.sigortadunyasi.com.tr/2023/07/22/akkuyu-denizin-karadan-sicak-oldugu-tek-nukleer-saha/

