Sigorta sektörü uzun zamandır sigorta temelli yatırım ürünleri ILS (Insurance Linked Securities)’nin güzel ve verimli dünyasında yol almakta. Ancak ürün geliştirme ve oluşturulan yenilikçi ürünlerin finansal piyasalarda tüketici ile buluşturulabilmesi süreci için halen farklı finansal kurumlara ve dolayısıyla artan operasyonel maliyetlere katlanmak zorunda. ECB tarafından oluşturulmak istenen yeni düzende bu mecburiyet oldukça azalacak ve sigorta şirketleri kendi yatırım performanslarını daha iyi bir şekilde yönetiyor hale gelecek.
-Dr. Zeynep Stefan
Avrupa Merkez Bankası (ECB) yakın zamanda tokenizasyon ve sigorta sektöründe pek konuşmadığımız DLT (Distributed Ledger Technology – Dağıtık Defter Teknolojisi)’nin sigorta sektörünün de içerisinde yer aldığı finansal ekosistemi nasıl şekillendireceğini belirlemek, hangi teknolojilerin kullanılması gerektiği ve tüketicinin korunmasına yönelik hangi aksiyonların alınması gerektiğini değerlendirmek ve olası tokanizasyon fırsatlarını netleştirmek için kamuoyu görüşlerini topladı. Açıklanan detaylarda ECB, 2026’nin üçüncü çeyreğinde “Pontes Projesi”ni ve 2028 yılı sonuna kadar ise “Appia Projesi’ni tamamlayarak merkezinde “ECB Dijital Parası”nın yer aldığı yeni bir dijital finansal piyasalar transformasyonunu hayata geçirmeyi planlamakta. Yeni yapıda tokenizasyon ve dijital varlık tam merkezde. Sigorta sektörü ise şimdilik ikincil etkilenenler içerisinde gözükse de aslında kurulmaya çalışılmak istenen yeni düzende oldukça popüler olacak. Ne de olsa bu yeni finansal piyasa formunun sigorta olmadan sürdürülebilir olması mümkün değil.
ECB, finansal piyasalarda yer alan bütün varlıkların; ki içerisinde sigorta poliçeleri, sigorta temelli yatırım ürünleri ve sermaye yönetim araçları gibi sigorta değer zincirinin üyeleri de yer almakta; dijital token olarak temsil edilmesini ve bu “token”ların mutlaka “DLT” yapısı üzerinde işlem görmesini amaçlamakta. “Pontes” ve “Appia” ile finansal varlıklara ilişkin bütün faaliyetlerin; ihraç, piyasa faaliyetleri, saklama ve satış sonrası hizmetler; tek bir platformda gerçekleştirilmesi, bütün kağıt formlarının akıllı kontrat haline getirilmesi beklenmekte.
Süreçte iki ana alt yapıdan bahsetmiştik. “Pontes”, daha olgun ve bitirilmeye yakın olmakla birlikte Avrupa Birliği para sisteminin ortak kullanıma konu olacak DLT çözümü. Böylelikle öncelikle ECB dijital parasının DLT temelli işlemlerde kullanılmasına imkan sağlayacak. “Appia” işe daha geniş bir perspektifte, belirlenen “Pontes” temeli üzerinde finansal bir dünya inşa edilmesini amaçlamakta. Öncelikle doğal olarak makro iktisat politikası amaçları gelmekte; daha etkin bir para politikası, ülkeler arasındaki uygulama farklılıkları ve zamanlama sıkıntılarının aşılması, Avrupa Birliği ekonomisinin “finansal otobanı” olarak adlandırılan ödeme altyapısının beklentileri karşılayacak şekilde geliştirilmesi. Böylelikle birbirine daha yakın, daha hızlı konuşabilen ve işlem yapabilen 19 Trilyon Dolar (Yaklaşık 18 Trilyon Euro) büyüklüğünde ve 448 milyonluk bir tüketici tabanının taleplerine cevap verebilen bir finansal hizmetler bütünü ortaya çıkmış olacak.
Doğal olarak tek bir DLT yapısı kurularak finansal piyasaların bütününden bunu kullanması beklenmiyor. “Appia” ile farklı konfigürasyonların neler olabileceği, paylaşıma açılacak teknik altyapıların özellikleri, kırılımlar, “sürtünmeler”, yapıya giriş engelleri ve/veya bariyerleri, stratejik otonominin arttırılması ve piyasanın krizlere daha dayanıklı hale getirilmesi, rekabet ve tabii ki inovasyonun nasıl şekilleneceği gibi daha “felsefi” başlıklar da yer almakta.
Peki sigorta sektörü bu yeni yapının neresinde? Öncelikle teknik yeterliliklerin hepsinin sadece finansal ürün ihraç eden şirketler için değil, bu ürünleri kullanarak sermaye yönetimi gerçekleştirecek sigorta ve reasürans şirketleri için de geçerli olacağını söyleyebiliriz. Yani değişim yine öncelikle sermaye ve ürün yönetimi departmanlarından başlayacak. Sigorta sektörü uzun zamandır sigorta temelli yatırım ürünleri ILS (Insurance Linked Securities)’nin güzel ve verimli dünyasında yol almakta. Ancak ürün geliştirme ve oluşturulan yenilikçi ürünlerin finansal piyasalarda tüketici ile buluşturulabilmesi süreci için halen farklı finansal kurumlara ve dolayısıyla artan operasyonel maliyetlere katlanmak zorunda. ECB tarafından oluşturulmak istenen yeni düzende bu mecburiyet oldukça azalacak ve sigorta şirketleri kendi yatırım performanslarını daha iyi bir şekilde yönetiyor hale gelecek. Bu durum da beraberinde daha etkin sermaye yönetimi ve daha yüksek pazar penetrasyonu getirecektir. Mevcut durumda 10 trilyona Euro’ya yaklaşan yatırıma yönlendirilen varlık ve Avrupa Birliği’nin toplam GSYIH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla)’nin %8’ine yaklaşan bir prim üretim kapasitesinden bahsediyoruz. Azalan oeprasyonel maliyetler ve artan müşteri penetrasyonu ile bu değerlerin Appia Projesi’nin hayata geçirilmesinin hemen ardından 2029 yılında hızla %10’a yaklaşmasını ve sonrasında aşmasını bekleyebiliriz. Sigorta ve reasürans şirketleri, topladıkları primler ve yatırım performansları ile halen Avrupa’nın en büyük kurumsal yatırımcıları konumundalar. Oluşturulmak istenen yeni yapı ile hem konumlarını güçlendirmeleri hem de siber risk, afet riski ve uzun yaşama risklerinin getirdiği farklı sermaye gerekliliklerini daha iyi yönetebileceklerini kolaylıkla söyleyebiliriz.

