Gıda ve tarım haberciliği platformu Gıda Bülteni’nin kurucularından gazeteci Gürkan Akgüneş, T24’te yayımlanan yazısında tarımsal üretimde kullanılan pestisitlerin (tarım zehirleri) bilinçsiz ve aşırı kullanımının ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüştüğünü vurguladı. Akgüneş, Türkiye’de pestisit kullanımının belirli tarım kentlerinde yoğunlaştığına, denetim mekanizmalarının ise yetersiz kaldığına dikkat çekti.
Gıda Bülteni’nin kurucularından gazeteci Gürkan Akgüneş, T24’te kaleme aldığı yazısında, tarımsal üretimde kullanılan pestisitlerin sofralara kadar ulaşmasının temel nedeninin zehirli etken maddelerin bilinçsiz ve aşırı kullanımı olduğunu belirtti. Akgüneş’e göre, tarımda kullanılan bu kimyasallar yalnızca hedef zararlıları değil, insan sağlığını ve ekosistemi de tehdit ediyor.
Yazıda, çiftçilerin hastalık ve zararlılarla karşılaştıklarında, hatta henüz bir sorun ortaya çıkmadan dahi, zirai ilaç bayilerinin yönlendirmesi ya da sosyal medya platformlarında önerilen kimyasallarla tarlalarını sık sık ilaçladığına dikkat çekildi. Bitkilere uygulanan bu zehirli maddelerin doğada kolayca yok olmadığını vurgulayan Akgüneş, birçok pestisitin kalıntı yoluyla tarladan çatalımıza kadar ulaştığını ifade etti. Pestisitlerin yalnızca gıdalarda kalıntı bırakmakla kalmadığını, aynı zamanda doğadaki diğer canlılara zarar verdiğini ve yeraltı su kaynaklarını kirlettiğini de belirtti.
Akgüneş, tarım kimyasallarının bilinçli kullanımının pestisit kaynaklı riskleri azaltmak açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Gerektiğinde, doğru dozda ve doğru zamanda yapılan pestisit uygulamalarının, son ilaçlama ile hasat arasındaki sürenin dikkate alındığı tarla ve seralarda daha güvenli sebze ve meyveler yetiştirilebildiğini aktardı. Bu yöntemi başarıyla uygulayan üreticilerin ürünlerini daha yüksek fiyatlarla ihraç edebildiğini belirten Akgüneş, böylece hem üreticinin hem de tüketicinin kazandığını ifade etti.
Pestisit kullanımının yoğunlaştığı 5 tarım kenti
Ancak Akgüneş’e göre Türkiye’de tablo büyük ölçüde bu idealin dışında seyrediyor. Tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde pestisit kullanım miktarlarının aşırı seviyelere ulaştığını belirten Akgüneş, her 10 litre tarım zehrinin 4 litresinin Adana, Mersin, Antalya, Manisa ve Konya gibi beş tarım kentinde kullanıldığına dikkat çekti. Bu bölgelerde tarlalara sıkılan pestisit miktarının her geçen yıl dramatik biçimde arttığını vurgulayan Akgüneş, bu gidişata dur denilmesi gerektiğinin açık olduğunu ifade etti.
Akgüneş, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın pestisit kullanımını tarladan hasada kadar izlemeyi amaçlayan B-Reçete projesine de yazısında değindi. Tarım kimyasallarının, beşeri ilaçlarda olduğu gibi yalnızca reçete ile satılmasını hedefleyen sistemin pilot uygulamalarla başladığını aktaran Akgüneş, uygulamanın kapsamının dar tutulmasının hayal kırıklığı yarattığını savundu. Bakanlık kaynaklarına göre yalnızca beş pestisit etken maddesi için reçete şartı aranacağını belirten Akgüneş, geri kalan yüzlerce etken maddenin reçetesiz satılmaya devam edecek olmasının projenin etkisini zayıflattığını dile getirdi.
Avrupa’da da tablo farklı değil
Akgüneş, pestisit kalıntılarının yalnızca Türkiye’ye özgü bir sorun olmadığını, Avrupa’da da benzer risklerin bulunduğunu yazdı. Avrupa Pestisit Eylem Ağı’nın (PAN) 13 ülkeden toplanan elma örnekleri üzerinde yaptığı araştırmaya atıf yapan Akgüneş, Avrupa’da marketlerde satılan elmaların yüzde 85’inde birden fazla pestisit kalıntısı tespit edildiğini aktardı. Araştırmada her üç elmadan birinde nörotoksik pestisit kalıntıları bulunduğu belirtilirken, birden fazla kimyasalın aynı anda yaratabileceği etkilerin ise öngörülemez olduğuna dikkat çekildi.
Yazının devamında pestisitlere bağımlılığın ardında yatan nedenleri irdeleyen Akgüneş, verim kaybı endişesi ve kimyasal lobilerin gücüne işaret etti. Heinrich Böll Stiftung tarafından yayımlanan Toprak Atlası 2025 Raporuna değinen Akgüneş, Avrupa Birliği’nde pestisit kullanımını azaltmayı hedefleyen düzenlemelerin yoğun lobi faaliyetleri nedeniyle hayata geçirilemediğini aktardı.
Akgüneş, küresel pestisit ve gübre pazarının birkaç çok uluslu şirketin kontrolünde olduğunu, Türkiye’nin ise gübrede yüksek oranda ithalata bağımlı hale geldiğini vurgulayarak, mevcut düzen değişmedikçe pestisit tehdidinin sofralardan tamamen uzaklaştırılmasının zor olduğunu ifade etti.

