Ekolojik: Zehirli üründen Avrupa geri gönderirse haberimiz oluyor

Gazeteci Gürkan Akgüneş, T24’te yayımlanan yazısında, Türkiye’den ihraç edilen sebze ve meyvelerde tespit edilen pestisit kalıntılarının tehlikeli boyutta olduğuna dikkat çekti. Akgüneş, iç piyasadaki ürünlerle ilgili ise şeffaflık olmadığını vurguladı.

Gıda ve tarım haberciliği platformu Gıda Bülteni’nin kurucularından gazeteci Gürkan Akgüneş, T24’te kaleme aldığı yazıda, Türkiye’de pestisit analiz sonuçlarının kamuoyuna açık olmamasının önemli bir sorun alanı olduğunu belirtti. Akgüneş’e göre, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetim sonuçlarının düzenli ve şeffaf biçimde paylaşılmaması, tüketicilerin sofralarındaki riskleri net şekilde görmesini engelliyor.

Bu noktada Avrupa Birliği sınır kontrollerinin dolaylı bir veri kaynağı sunduğunu ifade eden Akgüneş, Avrupa’dan geri dönen ürünlerin iç piyasaya dair önemli ipuçları verdiğini kaydetti.

Bir yılda 88 pestisit vakası

Akgüneş’in aktardığına göre, AB Gıda Alarm Sistemi’nin (RASFF) 16 Nisan 2025 – 16 Nisan 2026 tarihleri arasındaki bildirimleri incelendiğinde, Türkiye’den gönderilen 340 parti sebze ve meyvenin uygunsuz bulunarak geri çevrildiği görülüyor. Bu bildirimlerin 88’inin doğrudan pestisit kalıntısı nedeniyle yapıldığını belirten Akgüneş, “Her dört problemli üründen biri tarım zehriyle ilgili” değerlendirmesinde bulundu.

“En kirli sebze biber”

Ürün bazlı değerlendirmede biberin ilk sırada yer aldığını vurgulayan Akgüneş, Türkiye’den ihraç edilen 27 parti biberin pestisit kalıntısı nedeniyle uygunsuz bulunduğunu aktardı. Biberi nar, kayısı ve üzümün takip ettiğini belirten Akgüneş; domates, limon, portakal, mandalina, greyfurt, elma, armut ve kirazın da riskli ürünler arasında yer aldığını ifade etti.

Bu tablonun ABD’deki “Kirli On İki” listesine benzerlik gösterdiğine dikkat çeken Akgüneş, sorunun ürün bazlı değil, daha geniş bir yapısal mesele olduğuna işaret etti.

Sağlık üzerindeki etkiler tartışmalı

Yazıda, ürünlerde tespit edilen kimyasalların etkilerine de değinildi. Akgüneş, en sık rastlanan pestisitler arasında yer alan acetamipridin sinir sistemi üzerinde etkili bir nörotoksik olduğunu, prochlorazın hormon sistemini etkileyebilen bir endokrin bozucu olarak bilindiğini aktardı. Imazalilin karaciğer toksisitesiyle ilişkilendirildiğini, spirotetramatın ise gelişimsel etkiler açısından tartışıldığını belirten Akgüneş, meselenin yalnızca kalıntı varlığı değil, bu kalıntıların insan sağlığı üzerindeki etkileri olduğunu vurguladı.

Geri çevrilen ürünler ne oluyor?

Akgüneş, kamuoyunda sıkça dile getirilen “geri dönen ürünler iç piyasaya mı veriliyor?” sorusuna da değindi. Geçmişte “kaynağına iade” notunun yaygın olduğunu hatırlatan Akgüneş, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın aldığı önlemlerle birlikte artık birçok ürünün “imha” edildiğinin görüldüğünü ifade etti.

İncirde aflatoksin riski öne çıkıyor

Öte yandan pestisit dışında farklı bir risk başlığına da dikkat çeken Gürkan Akgüneş, son bir yılda 219 bildirimle en fazla geri çevrilen ürünün incir olduğunu belirtti. Buradaki temel sorunun pestisit değil, güçlü bir kanserojen olan aflatoksin olduğunu kaydeden Akgüneş, gıda güvenliğinin yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı olmadığını; depolama, kurutma ve lojistik süreçlerinin de kritik rol oynadığını vurguladı.

“Sorun ürün değil, sistem”

Yazısında “güvenli sınır” kavramını da tartışmaya açan Akgüneş, farklı kimyasalların bir arada bulunmasının yarattığı “kokteyl etkisine” dikkat çekti. Tek tek güvenli kabul edilen maddelerin birlikte nasıl bir etki yarattığının tam olarak bilinmediğini ifade eden Akgüneş, düşük dozda ama sürekli maruziyetin önemli bir risk alanı olduğunun altını çizdi.

Sonuç olarak tek bir ürünü işaret etmenin mümkün olmadığını belirten Akgüneş, “Sorun ürün değil, sistem” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’de gıda güvenliği verilerinin büyük ölçüde kamuoyuna açık olmamasının temel problem olduğunu vurgulayan Akgüneş, tüketicilerin Avrupa’dan dönen ürünleri bildiğini ancak iç piyasada ne tükettiğine dair yeterli bilgiye sahip olmadığını ifade etti.

Gürkan Akgüneş’e göre, gıda güvenliği artık yalnızca üretim değil, aynı zamanda şeffaflık meselesi.