Atilla Oksay’ın kaleminden: “Sigortayı sadece kriz anında hatırlamak adil değil”


Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay, sigortacılığın yalnızca hasar anlarında gündeme geldiğini belirterek, sektörün ekonomiye sağladığı güvence ve dayanıklılığın daha görünür hale gelmesi gerektiğini vurguladı. Oksay, sigortanın bir maliyet unsuru değil, bireyler ve kurumlar için temel bir koruma mekanizması olduğunu ifade etti.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sigortacılık sektörünün kamuoyundaki algısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sigortanın çoğu zaman yalnızca kriz anlarında veya yaşanan sorunlar üzerinden gündeme geldiğine dikkat çeken Oksay, sektörün sunduğu güvence ve risk yönetimi fonksiyonunun yeterince görünür olmadığını söyledi.

Bir ürünün fiyatını konuşmanın kolay, yokluğunda karşılaşılacak maliyetleri değerlendirmenin ise daha zor olduğunu belirten Oksay, sigorta sektörünün de çoğu zaman ödenen primler, hasar süreçleri veya yaşanan tekil sorunlar üzerinden değerlendirildiğini ifade etti. Buna karşın sigortanın her gün üstlendiği riskler, sağladığı finansal güvence ve ekonomiye kattığı dayanıklılığın çoğu zaman göz ardı edildiğini vurguladı.

Sigortacılığın değerinin yalnızca hasar gerçekleştiğinde değil, risk gerçekleşmeden önce sağladığı koruma ile ölçülmesi gerektiğini kaydeden Oksay, Türk sigorta sektörünün bugün Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık 20 katı tutarında güvence sağladığını hatırlattı.

Oksay, insan doğasının olumsuz deneyimleri daha fazla paylaşmaya eğilimli olduğunu belirterek, bunun yalnızca sigorta sektörüne özgü bir durum olmadığını söyledi. Pek çok sektörde sorunsuz işleyen süreçlerin gündeme gelmediğini, ancak yaşanan olumsuzlukların yoğun şekilde eleştirildiğini ifade etti.

Sektörde her gün binlerce hasar dosyasının sonuçlandırıldığını dile getiren Oksay, bireylerin ve işletmelerin sağlık, araç, konut, tarım ve hayat sigortaları sayesinde büyük mali kayıplara karşı korunduğunu, Bireysel Emeklilik Sistemi aracılığıyla da milyonlarca kişinin geleceği için tasarruf yaptığını ve ek emeklilik güvencesi oluşturduğunu belirtti. Ancak bu olumlu örneklerin büyük bölümünün kamuoyunun gündemine taşınmadığını söyledi.

Bir sektörün yalnızca eleştiriler veya fiyatlar üzerinden değerlendirilmesinin de, yalnızca başarı hikâyeleriyle ele alınmasının da eksik bir bakış açısı oluşturduğunu kaydeden Oksay, sağlıklı değerlendirmelerin sektörün ortaya koyduğu toplam değer üzerinden yapılması gerektiğini ifade etti.

Dünyada iklim değişikliği, büyüyen koruma açığı ve artan ekonomik risklerin yönetiminin giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çeken Oksay, bu yıl Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’nde de iklim riskleri, dayanıklılık ve koruma açığının azaltılması konularının öne çıkacağını belirtti.

Paylaşımında “Sigortayı gerçekten ne kadar doğru anlıyoruz?” sorusunu yönelten Oksay, günümüz koşullarında sigortanın bir maliyet kalemi olarak değil, bireylerin, kurumların ve ekonomilerin dayanıklılığını artıran temel bir koruma aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.