İklim krizi Avrupa’da sigortalanamaz bölgeler yaratıyor

Aşırı hava olaylarının artmasıyla birlikte Avrupa ve ABD’de sigorta şirketleri yüksek riskli bölgelerden çekilmeye başladı. Uzmanlar, mevcut sigorta sistemlerinin iklim değişikliğinin yarattığı yeni riskleri karşılamakta zorlandığını, devlet destekli modellerin ise giderek daha kritik hale geldiğini belirtiyor.

İklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olayları, dünya genelinde sigorta sektörünü zorlarken, “sigortalanamaz bölgeler” olarak adlandırılan yeni bir risk alanı ortaya çıkıyor. Sigorta şirketlerinin yüksek iklim riskine sahip bölgelerde poliçe sunmaması ya da primleri erişilemez seviyelere çıkarması nedeniyle birçok mülk sahibi güvenceye ulaşmakta zorlanıyor.

Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yaşanıyor. Ülkenin en büyük konut sigortacıları arasında yer alan State Farm, sürdürülemez hale gelen orman yangını risklerini gerekçe göstererek 2024 yılında yaklaşık 72 bin konut poliçesini yenilememe kararı aldı. Eyalette faaliyet gösteren büyük sigorta şirketlerinin önemli bir bölümü de yeni poliçe satışlarını durdurdu veya ciddi ölçüde sınırlandırdı.

Özel sigorta bulamayan ev sahipleri, Kaliforniya’nın son çare sigorta programı olan FAIR Plan’e yöneliyor. Program kapsamındaki poliçe sayısı 2022’de yaklaşık 271 bin seviyesindeyken, Mart 2026 itibarıyla yüzde 152 artışla 684 binin üzerine çıktı. Ancak daha sınırlı teminat sunan sistem, Ocak 2025’teki Los Angeles yangınlarının ardından gelen yoğun tazminat talepleri nedeniyle ciddi mali baskı altına girdi.

Benzer endişeler Avrupa’da da yükseliyor. Avrupa Sigorta ve Mesleki Emeklilik Otoritesi’ne (EIOPA) göre, kıtada doğal afetlerden kaynaklanan ekonomik kayıpların yaklaşık yüzde 75’i sigorta kapsamı dışında kalıyor. Almanya’da sektör temsilcileri iklim kaynaklı hasarlar nedeniyle sigorta primlerinin önümüzdeki on yıl içinde iki katına çıkabileceği uyarısında bulunurken, Fransa’da doğal afet sistemi CatNat’ın artan maliyetler nedeniyle açık vermesi sonucu zorunlu afet primi 2025 başında yüzde 12’den yüzde 20’ye yükseltildi.

Uzmanlara göre geleneksel sigorta mekanizmaları iklim değişikliğinin yarattığı yeni riskleri karşılamakta yetersiz kalıyor. Bu nedenle sektör, alternatif finansman modellerine yöneliyor. Bunlardan biri olan felaket tahvilleri (CAT bond), büyük afetler yaşanmadan önce yatırımcılardan kaynak sağlayarak sigorta sistemine ek güvence sunuyor. Bir diğer model olan parametrik sigorta ise belirlenen meteorolojik eşikler aşıldığında hasar tespiti beklenmeden otomatik ödeme yapılmasına imkan tanıyor.

Buna rağmen sigortalı ve sigortasız kayıplar arasındaki fark büyümeye devam ediyor. Reasürans şirketi Swiss Re’nin verilerine göre, 2024 yılında doğal afetlerden kaynaklanan küresel ekonomik kayıpların yüzde 57’si sigorta kapsamı dışında kaldı.

Özel sektörün artan risklerle baş etmekte zorlanması, hükümetlerin rolünü de güçlendiriyor. Birleşik Krallık’ta 2016 yılında kurulan Flood Re sistemi, yüksek sel riski bulunan bölgelerde sigortayı erişilebilir tutmak amacıyla kamu ve özel sektörü bir araya getiriyor. Fransa’daki CatNat modeli ise tüm sigortalıların katkı yaptığı ulusal dayanışma esasına dayanıyor.

Avrupa Birliği’nde tartışılan yeni kamu-özel reasürans sistemi de iklim risklerini kıta genelinde ortak bir havuzda toplamayı hedefliyor. Yapılan modellemeler, bu tür bir sistemin Avrupa’daki koruma açığını yüzde 75 seviyesinden yaklaşık yüzde 10’a kadar düşürebileceğini ortaya koyuyor.

Uzmanlar, sigortalanamaz bölgelerin artık geleceğe ilişkin bir senaryo değil, günümüzün gerçeği haline geldiğine dikkat çekiyor. İklim değişikliğiyle birlikte artan afet riskleri karşısında, sigorta sistemlerinin yeniden tasarlanması ve kamu desteğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.