Türk Hava Yolları eski Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı, havacılık sektörünün karşı karşıya olduğu asimetrik risklere dikkat çekerek, yeni dönemde başarının yalnızca büyüme ve verimlilikle ölçülemeyeceğini vurguladı. Aycı’ya göre havayollarının kalıcı rekabet gücü; sermayenin doğru yönetimi, operasyonel kabiliyet, likidite, müşteri deneyimi ve krizlerden öğrenme yeteneğinin birlikte geliştirilmesine bağlı.
İlker Aycı, “Asimetrik Riskler Çağında Havacılık: Değer Üretmenin Yeni Denklemi” başlıklı değerlendirmesinde, küresel havacılık sektöründe değişen risk ortamını ve şirketlerin bu ortamda nasıl değer yaratabileceğini ele aldı.
Havacılıkta büyüme ve verimlilik odaklı liderliğe krizlerden öğrenme kabiliyetinin de eklenmesi gerektiğini belirten Aycı, krizlerin doğru yönetildiğinde şirketlere yeni yetkinlikler kazandırabileceğine işaret etti. Aycı’ya göre kritik nokta, kriz döneminde geliştirilen yeteneklerin geçici kazanımlar olarak kalmaması ve şirket kültürünün kalıcı bir parçasına dönüştürülmesi.
“Maliyet, likidite, kapasite ve müşteri güveni aynı anda yönetilmeli”
Enerji arzı, deniz yolları ve havacılığın eş zamanlı olarak baskı altında olduğuna dikkat çeken Aycı, düşük maliyetle oluşturulabilen ancak sistem genelinde büyük sonuçlara yol açabilen tehditlerin hava sahalarından tedarik zincirlerine, sigorta kapasitesinden enerji akışına kadar birçok alanı birlikte etkileyebildiğini ifade etti.
Bu ortamın havayolları açısından yalnızca operasyonel kesintiler anlamına gelmediğini vurgulayan Aycı, şirketlerin maliyet, likidite, kapasite ve müşteri güvenini eş zamanlı yönetmek durumunda olduğunu kaydetti.
Havacılıkta başarı tanımı genişliyor
Aycı’ya göre havacılığın yeni değer denkleminin merkezinde, sermaye maliyetinin üzerinde getiri sağlarken operasyonel güvenilirlik ve likiditeyi koruyabilmek bulunuyor. Değişen koşullara zamanında uyum sağlayabilmenin de bu denklemin önemli bir parçası olduğunu belirten Aycı, belirleyici unsurun yalnızca hız değil, doğru kararın doğru zamanda uygulanması olduğunun altını çizdi.
Havayolları açısından başarı tanımının da değiştiğini ifade eden Aycı, kârlı büyümenin yanı sıra yatırılan sermayeden sermaye maliyetinin üzerinde sürdürülebilir getiri elde edilmesinin önem kazandığını belirtti.
Kriz sonrasında kapasite kararlarına dikkat
Krizden çıkış dönemlerinde en önemli risklerden birinin kaybedilen hacmi hızla geri kazanma amacıyla yeniden kapasite oluşturmak olduğunu belirten Aycı, kapasite kararlarının marjinal ağ katkısı, serbest nakit akışı ve olumsuz senaryolarda ihtiyaç duyulabilecek likidite seviyesi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Müşteri deneyiminin de yeni dönemin rekabet unsurlarından biri olduğuna işaret eden Aycı, şirketlerin yalnızca mevcut eğilimleri takip etmek yerine yolcu beklentilerini önceden okuyarak sektörün yeni standartlarını oluşturmayı hedeflemesi gerektiğini kaydetti.
THY’nin kriz refleksine dikkat çekti
Kriz dönemlerinde emniyet, operasyon, finans ve müşteri iletişimini aynı karar mekanizması içerisinde buluşturabilen şirketlerin daha hızlı ve tutarlı hareket edebileceğini belirten Aycı, çalışanların ve operasyonel yetkinliklerin korunmasının kriz sonrasındaki toparlanma açısından da kritik olduğunu vurguladı.
Aycı, Türk Hava Yolları’nın farklı kriz dönemlerinde geliştirdiği ve güçlendirmeyi sürdürdüğü kurumsal refleksi bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak gösterdi. Kriz sonrasında kapasitenin yeniden oluşturulmasında filonun tek başına yeterli olmadığına işaret eden Aycı, deneyimli ekiplerin ve yetenek havuzunun korunmasının önemine dikkat çekti.
“Kalıcı rekabet gücü güçlü yönetim muhakemesine dayanıyor”
Havacılığın geleceğinde doğru veriyi operasyonel deneyimle birleştiren yönetimlerin öne çıkacağını ifade eden Aycı, şirketlerin koşullara göre ne zaman hızlanacağını, ne zaman kontrollü biçimde bekleyeceğini doğru belirlemesinin önem taşıdığını kaydetti.
Aycı, kalıcı rekabet gücünün ise sermayenin zamanında doğru alanlara yönlendirilmesi, güçlü operasyonel kabiliyet ve sağlam yönetim muhakemesinin birlikte işlemesine bağlı olduğunu belirterek değerlendirmesini şu soruyla tamamladı:
“Bugün şirketinizde bu zincirin en zayıf halkası hangisi?”


